1 Mart 2013 Cuma

Ünlülerin saç bakım güzellik formülleri

Yıldızların saçları çok fazla işleme maruz kalmasına rağmen nasıl her zaman parlak ve sağlıklı kalmayı başarıyor? İşte formülleri..

1.Gwyneth Paltrow ve zeytinyağı Yarım fincan zeytinyağını saç diplerine ve derisine masaj yaparak uyguluyor ve bir gün boyunca saçlarını yıkamıyor. Ertesi gün saçlarını şampuanladığında solgun saçları hayata dönüyor. Harika değil mi?


2.Nicole Kidman ve kızılcık suyu
Avusturalyalı ünlü aktris, kızıl saçlarının rengini, kızılcık suyunda bulunan doğal kırmızı pigmentlerle koruyormuş.
 Ünlü sunucu, saçlarındaki buklelere hacim vermesi için elinin altında daima bir deniz suyu spreyi bulunduruyormuş. Denemeye değer...

3.Anja Rubik ve şampuan sonrası
Saçlarınızdaki azıcık bir şampuan kalıntısı, saçınızın matlaşıp elektriklenmesine yeter de artar bile. Çözümse, saçınızı durulamaya en az dört dakika ayırmanızdır. Tabii ki saçınız uzadıkça bu süre de artacaktır. Ve sonuç, parmaklarınızın arasından kayıp giden yumuşacık ve parlak saçlar olacaktır.

4.Cindy Crawford ve bakım kremleri
Uçak seyahetlerinden önce saç bakım kremi sürüp durulamadığı saçlarla yolculuk eden Cindy Crawford, iniş yaptığı yerde saçlarını yıkadığında saçlarının daha yumuşak ve muhteşem olduğunu söylüyor.



Ahu,Kocasının ayakkabılarını satıyor



Ahu Yağtu,Kocasının ayakkabılarını satıyor


Ünlü komedyen Cem Yılmaz’ın eşi Ahu Yağtu, kocasının ayakkabılarını sanal alışveriş sitesinden satışa çıkarttı.
Sanal alışveriş furyası hemen herkesi sararken; ünlü komedyen Cem Yılmaz'ın eşi Ahu Yağtu da, internette kurduğu site ile dikkat çekiyor. 2 hafta önce ikinci el ürünlerin satıldığı bir site kuran Yağtu, buradan kocasının ayakkabılarını satışa çıkardı. Geçen yıl Mart ayında Cem Yılmaz ile dünayevine giren ve Ağustos'ta Kemal bebeğin doğumu ile oyuncu-mankenlik kariyerini sonlandırarak iş hayatına atılan Ahu Yağtu, sitesinden hayli umutlu. Ünlü komedyenin gösterilerinde giydiği İtalyan Pollini marka siyah botu 320 liradan satışa sunan Yağtu, Church's marka siyah kösele ayakkabılarını da 380 lira fiyat biçti. Ancak Yağtu, bu ayakkabı ve botun ünlü komedyene ait olduğunu gizledi.

KAPIŞILIR...

Ahu Yağtu'nun, kocasını reklam aracı olarak kullanmak istemediği için adından bahsetmediği belirtilirken; ayakkabıların Cem Yılmaz'a ait olduğunun ortaya çıkmasıyla birlikte kısa süre içerisinde satılacağına kesin gözle bakılıyor.

Her iki markanın da lüks sınıfına girdiği ve yeni ayakkabı modellerinin 500-600 liradan satıldığı ifade ediliyor. Hakkında çıkan 'Koca parası yiyor' sözlerini yalanlamak istercesine alışveriş sitesindeki işine dört elle sarılan Yağtu, ayakkabıların adresini de Cem Yılmaz üzerinden kazanç sağladığını göstermek istemediği için saklıyor.

27 Şubat 2013 Çarşamba

İlişkideki stres obezite kaynağı



Hareketsiz yaşam, düzensiz ve ayak üstü beslenme nedeniyle obezite sorunu gittikçe artıyor.

Obezite problemini yaşayanların sayısı da günden güne artıyor. Peki, çağın rahatsızlıklarından birisi olarak kabul edilen obezitenin arkasında yatan nedenler sadece yeme alışkanlıkları ile mi ilgili? Aşırı kilo alımı sağlıksız beslenme, gerekli egzersizlerin yapılmaması, düzensiz yeme alışkanlıkları ile doğru bağlantılı olsa da bunun arkasında yatan bir neden daha var ki o da psikolojik. İdeal ve sağlıklı bir kiloya inmede kişinin kendisini doğru algılaması, aşırı yiyecek tüketiminde nelerin kendisini tetiklediğini anlaması büyük önem taşıyor. İşte bu noktada psikolojik destek kilolarla savaşınızda size büyük artılar kazandırıyor. Kilo yönetiminde kişiye yardımcı olan psikolojik desteği Liv HOSPITAL’dan Klinik Psikolog Beril Yardımcı anlattı.

Son dönemde kilo alma oranının arttığı söylenebilir mi?

Fazla kilo ve obezite sorununa dair son 50 yılda tüm dünyada ciddi bir artış olduğu gözleniyor. Türkiye’de özellikle son 20 yılda bu sayı daha da arttı ve Türkiye obezitenin yaygın olduğu ülkeler listesinde ilk 20 ülke arasında yer alıyor. Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı büyük ölçekli yaygınlık çalışmalarına göre, yetişkin kadınların obezite oranı yüzde 30 ile 44, erkeklerin ise yüzde 13 ile 25 arasında seyrettiği gözlemleniyor. Oranlar; cinsiyet, yaş, yaşanılan bölgeye göre de değişiklik gösterebiliyor. Bu kronik hastalığın çocukluk çağında da yaygınlaşıyor. Tüm Türkiye genelini kapsayan net bir yüzde verilmemekle birlikte oranlar bölgelere ve yaş gruplarına göre yüzde 2 ile 18 arasında değişebiliyor.

Kilo sorununa çözüm olarak diyet, ilaçla tedavi, cerrahi müdahale gibi çözümler düşünülüyor. Psikolojik destek bu çözümler arasında nasıl yer alıyor?

Hekim, kişinin beden kitle indeksine, sağlık durumuna ve ihtiyaçlarına göre uygun tedaviyi seçer. Durumu bütüncül bakış açısına göre hem fiziksel hem de psikolojik boyutta ele alarak tedavinin etkinliğini artırır. Ancak biliyoruz ki, hangi tedavi olursa olsun kişi yeme alışkanlıklarını uzun vadede değiştirmediğinde tedavi yetersiz kalır. Dolayısıyla konu vazgeçilmez olarak zihinsel ve duygusal süreçlere dayanıyor. Psikolojik destek tek başına veya diyet, ilaç ve cerrahi müdahaleye paralel olarak uygulanabiliyor.

Kilo sorununun sebepleri için ne söylenebilir?

Kilo sorunu ve obezite karmaşık bir tablo olarak karşımıza çıkabilir. Kişinin kilo sorununu incelendiğinde, genetik, endokrinolojik, nörolojik, çevresel ve duygusal çok farklı sebepler ortaya çıkabilir. Bunlar tek başına veya birbiriyle etkileşim içinde kişinin bünyesini etkiler. Sorunun etiyolojisini doğru tanımlamak, tedavi için de yol gösterici olur.

Bu alanda psikolojik destek nasıl işe yarar?

Beslenmek bir davranıştır ve davranış değişimi psikolojinin konusudur. Diyet ve egzersize paralel olarak uygulanan bilişsel-davranışçı psikoterapilerin, kilo verme ve verilen kiloyu tutmada en etkili yöntem olduğu biliniyor. Yeme alışkanlıklarının arkasında düşünceler, duygular ve ilişkilerle ilgili etkenler bulunur. Kişi, bu etkenlerin farkına varması ve ihtiyacına hizmet edecek şekilde yeniden yapılandırması yönünde desteklenir. Örneğin bir kişi günde yaklaşık 50-60 defa yiyecek seçer ve bunu otomatik olarak geçmişten getirdiği alışkanlıklar doğrultusunda yapar. Farkındalık geliştirmek ve yeni alışkanlıklar edinmek gelişen kaslar gibidir; odaklanmak, emek vermek, üzerinde çalışmak gerekir. Profesyonel destek almak, kişinin kendini, bedenini ve yeme alışkanlıklarını daha öncekinden farklı ele almasını sağlar.

Diyet yapmak kişinin kilo problemi ile savaşında ne kadar etkilidir? 

Araştırmalar, dönemsel diyetlerle kilo veren 10 kişiden 9’unun en az eskisi kadar kilo aldığı gözlemlenmiştir. Geçici olarak diyet uygulamak, kalıcı sonuç getirmez. Bu noktada biz daha derin bir müdahale sistemi uyguluyoruz. Kilo problemini bir belirti olarak ele alırsak, belirtilerin zemininde yatan dinamikleri fark etmek, yemenin hangi ihtiyaçlara hizmet ettiğine yönelik iç görü geliştirmek büyük önem taşır. Aksi takdirde kişinin eski alışkanlıklarına geri dönme meyilinde olması doğaldır. Alanında uzman bir psikoterapistin konu ile ilgili olarak eşlik etmesi, kişinin motivasyonunu artırır.

Psikolojik destek verirken hangi konuları öne çıkarıyorsunuz?

Psikolojik destekte süreç her zaman danışanın ihtiyacına göre yapılandırılır. Kimisi için yeme alışkanlığının düzensizleştiği durumlar seyahat ve sosyal ortamlar olurken, başka birisi içinse yalnızlıktır. Konular farklı olabilir, ancak her zaman benzer bir tema vardır: Sınır. Kilo sorunu olan çoğu kişi, sınırlarını kilo aldıracak yiyeceklere fazla açıyordur. Belki bazen sınırını çok katı tutup yemeyi reddediyordur; ancak bir uç genelde diğerini beraberinde getirir. ‘Tıkınırcasına yeme yeme’ (binge eating) olarak tanımlanan kısa zamanda çok yüksek kalorili yiyeceklerin tüketildiği durumlar olabilir. ‘Gece yeme sendromu’ dediğimiz, kişinin akşam saat 7’den sonra yüksek kalori aldığı durumlar olabilir. Kişinin kilo ve yeme öyküsü değerlendirilerek, riskli durumlar belirlenir. Kişinin hangi durumlarda kendini yiyeceklere fazla açtığını, ihtiyacından fazla yediğini tespit etmek ve sınır koyma becerileri üzerinde çalışmak gerekir. Geçmişten getirdiği, kendini sabote eden yeme alışkanlıklarına, yeme miktarlarına, sosyal ortamlarda yaşadığı yeme baskısına bakmak gerekir. Ayrıca bedenin sinyallerini duymayı öğrenmek, açlık-tokluk farkındalığı ve çevresel faktörleri düzenleme konuları üzerinde de çalışılır. Bunlar doğrudan kilo yönetimine yönelik konular, tabi bir de obeziteye bağlı veya obeziteye sebep olan psikolojik sıkıntılar ve psikiyatrik rahatsızlıklar var. Onlar da ayrıca ele alınır.

Obezite sorunu yaşayan kişilerin bedeniyle ilişkisi nasıl? 

Kişinin bedeni hakkındaki düşünceleri ve duyguları, bedenini nasıl algıladığını gözler önüne serer. Kilo sorunu yaşamak, olumsuz beden algısı için bir risk faktörüdür. Daha detaylandıracak olursak, kilo sorununun çocukluk döneminde başladığı durumlarda kişi dalga geçilmiş ve eleştirilmişse, damgalayıcı ve ayırımcı bir ortamda bulunuyorsa, kilo alma-verme döngüsü içerisinde tıkanırcasına yeme davranışı sergiliyorsa, beden algısının olumsuz olma ihtimali oldukça yüksektir. Olumsuz beden algısıyla ilişkili olarak, bedeni kişinin kendini eleştirdiği, kendini sevmediği bir alan haline gelebilir. Öte yandan beden hepimiz için en temel olandır. Açlık, tokluk, gerilim, gevşeme, zevk, ağrı gibi duyumsamalarla bize varoluşumuza dair sürekli bilgi verir. Kilo verme sürecinde beden ilişkisi üzerinde çalışırız. Kişinin bedenine yeniden temas etmesini, açlık–tokluk durumlarını fark etmesini, bedeninde olumlu deneyimler yaşamasını destekleriz.

Bayanlar idrar testinize dikkat edin.



Sistit ya da herhangi bir enfeksiyon şikayetiniz yok; ancak rutin kontrollerinizde yaptırdığınız idrar testlerinde iltihap çıkıyorsa bunu dikkate almanızda fayda var.

Herhangi bir şikayet olmamasına rağmen idrar testlerinde çıkan iltihabın nedenini Hisar Intercontinental Hospital İç Hastalıkları Bölümü Uzmanı Dr. Fatma Kural Aydın’a sorduk…

(milliyet.com.tr)

Kadınlarda üretra adı verilen mesane çıkışının anatomik olarak kısa olması nedeniyle özellikle E.coli kaynaklı sistit ve diğer üriner sistem enfeksiyonlarının daha sık görüldüğünü belirten Uzm. Dr. Fatma Kural Aydın; ‘Kadınlar bu tür enfeksiyonlara daha yatkındırlar. Üriner sistem enfeksiyonlarında genellikle idrarda yanma, sık idrara çıkma, kasıklarda ağrı gibi belirtiler olur. Bu belirtiler yoksa ve check up gibi başka nedenlerle yaptırdığınız tetkiklerde ağrı olmamasına rağmen idrarınızda iltihap saptanıyorsa kesinlikle ihmal etmeyin. Bu tüberküloz ya da cinsel yolla bulaşan hastalıklara bağlı olabilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar insandan insana bulaşır. Kaynak; bu hastalıkları hiçbir semptom olmadan taşıyıcı olarak ürogenital sistemlerinde taşıyan insanlardır. Yani bir kişide cinsel yolla bulaşan hastalık etkeni saptandığında bu hastalık en az bir kişide daha var anlamına gelir. Bazen bu durumlar kadınlarda rahim ağzı iltihabına neden olarak renkli ve kokulu akıntıya yol açarak; hiçbir bulgu olmadan bu tür mikroplar için taşıyıcılık gelişip partnerin tekrar tekrar enfeksiyon kapmasına sebep olabilir. Bundan dolayı da kişilere bu tür hastalıkların tanısı konduğunda mutlaka partnerleri ile birlikte tedavi edilmelidirler. Tanılar rutin idrar kültürleri değil özel idrar kültürlerinde saptanır. Bu nedenle herhangi bir testte idrarda iltihap saptanması durumunda mutlaka doktora başvurulmalı ve idrar kültürü, vajen kültürü gibi ek tetkikler yapılmalı, iltihaba neden olan bir bakteri olup olmadığı araştırılmalıdır. Bu nedenle idrar tahlilinizde iltihap çıkarsa mutlaka hekiminize başvurarak ek tetkikleri yaptırın ve kontrollerinizi ihmal etmeyin.’ açıklamasında bulundu.

24 Şubat 2013 Pazar

Bankalar 31 ücreti çekmeyecek!


 Kredi kartları başta olmak üzere, bankaların talep ettiği 31 kalemdeki ücret ve komisyonlar, banka genel müdürlerinin katılımı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nda masaya yatırıldı. Habertürk'te yer alan habere göre toplantıda Bankalar Birliği Başkanı Hüseyin Aydın, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı 'ya "sorunu çözeceğiz" sözü verdi.

 Bakan Yazıcı, bankaların bazı ücretleri alması gerektiğini belirtirken, ancak önemli olanın bunların şeffaf şekilde vatandaşa duyurulması olduğunu söyledi. Yazıcı, vatandaşların sözleşmelerin altına küçücük yazılan uyarı yazıları nedeniyle yeterince bilgilendirilmediğini ifade etti. Toplantıda bazı kredi lerin sigorta kapsamı dışına çıkarılması da ele alınırken, Bakan Yazıcı tüketici kredileri için sigorta gerekmediğine ve bu ücretin fazladan vatandaştan alındığına dikkat çekti.

Kayıp Şehir Aysel 'mini'den vazgeçmiyor


Aysel 'mini'den vazgeçmiyor

 İlker Kaleli ile ilişkisinin kısa sürmesinin ardından rol aldığı Kayıp Şehir dizisinin de sonlandırılmasıyla hayranlarını üzen Gökçe Bahadır, önceki akşam Ortaköy'de görüntülendi.Kayıp Şehir'deki rolü ile sosyal paylaşım sitelerinde Türkiye'nin en seksi kadınları arasında gösterilmeye başlanan Gökçe Bahadır'ın bundan sonra nasıl bir rol ile izleyici karşısına çıkacağı merak konusu olurken Güzel oyuncu mekan çıkışı kendisine yöneltilen soruları yanıtsız bırakarak hızla evlinin yolunu tuttu.

Fanteziler nereye kadar normal?


Fanteziler gerekli mi ?

Bu konuda uzmanlarca yapılan o kadar farklı görüş ve yorum var ki inanılmaz. Yorum yaparken o bölgenin, yörenin veya milletin sosyal yaşantısı, geçmişi, dini ve kültürel öğelerini hesaba katmak gerekir. Bu yüzden başkalarının ne dediği değil bizim ülkemizin gerçekleri bizi ilgilendirir.

Hani derler ya her koyun kendi bacağından asılır. Ben o bunu demiş anlamam, benim bildiğim gerçek şudur: Yerinde, zamanında, koşullara uygun hayal kurmak ve fantezi sekse canlılık getirir, fayda verir, ama sınırını aşarsanız daha sonra bunun bedelini ağır ödersiniz.

Önce bir gerçeği vurgulayalım, sanıldığının aksine kadınların da cinsel fantezileri vardır.Erkekler bunu bazen görmezden gelebilirler, genelde kadınlar bu konuda da az paylaşımcıdırlar. Bunları yakın kız arkadaşlarla paylaşır, kocalarına, partnerlerine söylemezler; çünkü erkekler bu konuda kadınları direk yargılayıcı yaklaşırlar, “Nereden aklına geldi veya daha evvel bunu yaşadın mı?” gibi abuk sorularla sistemi çökertir, sonra da “Cinsel hayatımız çok sönük, sen hiçbir şey katmıyorsun” diye kadını suçlarlar.

Sonuçta hepimiz rüya görürüz. Bazen hatırlar bazen hatırlamayız. Herkes bazı aralıklarla en masumundan en inanılmazına kadar cinsel içerikli rüya görür. Bu rüyalar sırasında hem kadında hem erkekte boşalma, rahatlama olabilir. Erkeklerde gece kendiliğinden gelen bel suyunun (meni) da çoğu zaman gördükleri erotik düşlerin sonucu olduğu bilinir. Kadınlar da, orgazmla sonuçlanan bu tür düşler görebilirler.

İnsanların birçoğu mastürbasyon yaptıkları zamanlar ya da cinsel birleşme esnasında hayal güçlerini kullanarak, kafalarında birtakım fantezi sahneleri canlandırırlar. Seçilen bu hayali sahneler, cinsel coşkuyu artıracak niteliktedir.

Bu hayaller bazen çok net ve belirgin bazen de silik olarak yaşanabilir; hayaldeki ortam ve kişi-kişiler gerçek yer ve kimlikler olabileceği gibi tamamen gerçek dışı da olabilir.

Ünlü cinsel bilimci Kinsey'e göre, kadınlar daha çok, önceden geçirdikleri denemeleri düşünme, eski anılarını canlandırma eğilimindedirler. Erkekler ise ömürlerinde yapmadıkları ve de düşleri dışında yapamayacakları şeyleri hayal ederler..

21 Şubat 2013 Perşembe

Piskopat hayvanların insanlara saldırdıkları o ilginç anlar

Piskopat hayvanların insanlara saldırdıkları o ilginç anlar

Türk kadınları gibi değil



Türk kadınları gibi değil

Serdar Ortaç, İrlandalı manken Chloe Loughnan ile 9 aydır aşk yaşıyor.

Chole, "İlk gördüğümde Serdar'dan hoşlanmamıştım. Çünkü sevgilisi vardı. Üstelik benim kız arkadaşımdı. Bana yanlış geldi. Ama şimdi Serdar ile ruh ikizi gibiyiz" dedi. Serdar Ortaç da "Chloe beni özgür bırakıyor. Kendisi de başına buyruk. Sayesinde 42 yaşında bisiklete binmeye başladım" diye konuştu.

Annesinin kendisini yıllarca evlendirmeye çalıştığını söyleyen Serdar Ortaç sözlerine şöyle devam etti: "Annem banka memurunu bile bana ayarlamaya çalıştı. Hatta eve getirdi. Artık varsa yoksa Chloe! Ama daha nişanlanmadık. Chloe henüz 21 yaşında. 2 yaş daha büyüsün işi resmiyete dökeceğiz. Yıllarca aynı yastığa baş koymayı ve bu hayata Chloe ile veda etmek istiyorum. Çünkü çok farklı. Türk kadınları gibi değil, kafamın etini yemiyor."

TRT dizisi - Seksenler (80'ler) Son Bölüm İzle


 Bölüm Açıklaması
Nazlı’nın kapısına her gün dokuz tane gül bırakan Ergun, artık yakalanmaya daha çok yaklaşmıştır. Başta Fehmi olmak üzere, Ahmet ve Çağatay da Nazlı’nın peşinde bir sapık olduğunu düşünür ve polise haber verir. Bunu duyan Ergun’un tepkisi merak konusudur… Dümbüllü Niyazi ve hapisten yeni çıkan solcu genç Nevzat, mahallede tiyatro kulübü kurmaya karar verirken, mahalleye gelen bir sivil polis Nevzat’ın peşindedir… Öte yandan tiyatro kulübüne üye olmaya sıcak bakan Gülden, Ahmet’i de peşinden getirecektir… Artık pastanede çalışmak istemeyen Çağatay, türlü bahanelerle pastaneden kaçmaya çalışır. Hasta olduğunu öne sürerek eve giden Çağatay, Sami’den kaçarken Rukiye’ye yakalanır. Öte yandan Almanya’ya gitmeye karar veren Şahin’i, Elvan da durdurmayınca, Şahin’in yapacağı tek bir şey kalır…

Etkileşim : Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsun

Bu İçerik Hakkındaki Görüşünüz