Anne olmak, kadının hayatınki en önemli dönüm noktalarından biri. Peki, bir kadın anne olacak duygusal erişkinliğe ne zaman kavuşur? Erken yaşta anne olmak bir avantaj mıdır? Bu sorularının yanıtlarını DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Uzman Psikolog Şirin Hacıömeroğlu Atçeken verdi.
Anne olmak, belki de hayattaki en önemli ve değerli anlardan biri. Ancak özellikle erken yaşlarda bu sorumluluğu sahiplenen bireyler yeni rol ve kimliklere alışmakta zorluk çekiyor mu? Anne olmak için ideal bir yaş var mıdır?
Bireysel Psikolojik Hizmetler ve Kurumsal Danışmanlık alanında 29 yılı aşkın tecrübesiyle hizmet veren DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Uzman Psikolog Şirin Hacıömeroğlu Atçeken, ebeveyn olmanın insan hayatındaki sorumlulukları değiştirdiğine dikkat çekiyor. Atçeken, “Yeni rollere ve kimliklere alışmak kolay değildir. Her ne kadar tıp uzmanları fizyolojik olarak ideal doğurganlık yaşının 20-30 arasında olduğunu söylese de, psikolojik olarak ideal bir yaş kavramından bahsetmek mümkün değil” diyor.
Kimi insanların daha erken duygusal olgunluğa eriştiğini, ancak 30’lu yaşlarına gelmiş olmasına rağmen bu sorumluluğu alamayan kişilerin de olduğunu anlatan Atçeken, “En ideal anne olma yaşı, kişinin duygusal olgunluğa ulaştığı yaştır. Anne adayı, hayata dair istek ve arzularının en azından bir kısmını gerçekleştirme şansını bulduğunda ve çocukla ilgili yeni sorumluluklar alabilecek gücü hissettiğinde anne olmaya en uygun yaşa erişmiş demektir” diyor.
Genç anneler kariyerini feda mı ediyor?
Genç yaşta anne olan kadınların iş hayatındaki enerjisinin bölündüğünü anlatan Atçeken, “Kariyer; emek, yatırım ve zaman ister. Oysa genç anne, kariyeri için harcayacağı enerjiyi ve emeği çocuğunu yetiştirmeye ayırmak durumunda kalır. Lakin anne olmak kişinin hayatına önemli bir deneyim ve olgunluk kattığı için iş yaşamında çok başarılı olan anneleri de görmek mümkündür. Yeter ki annelerin destek kaynakları iyi kullanılsın” diyor.
Anne ve çocuk arasında yaş farkı ne kadar az ise aradaki nesil uçurumunun da o kadar az olacağını anlatan Atçeken, “Anne çocuğu ile daha rahat iletişim kurup, onun hayatında olanları daha kolay anlayacaktır. Enerjik bir çağda olduğu için birlikte geçirilen zaman ve aktiviteler de aynı oranda daha renkli ve aktif olacaktır. Ancak, anne kendini hazır hissetmeden genç yaşta anne olmuşsa, henüz bir çocuğun sorumluluğunu alacak duygusal ve psikolojik olgunluğa erişmemişse, annelik sınırlarını çizmekte zorlanıyorsa, aradaki güvenli bağ zedelenebilir ve çatışmalar yaşanabilir” diyor.
Peki, genç anne olmanın avantaj ve dezavantajları nelerdir? İşte Uzman Psikolog Şirin Hacıömeroğlu Atçeken’e göre avantaj ve dezavantajlar…
Avantajlar;
- Genç yaşta anne olmanın en önemli avantajı hamilelik döneminden itibaren fiziksel olarak daha sağlam ve sağlıklı olmaktır.
- Birden fazla çocuk sahibi olabilme ihtimalinin daha yüksek olmasını sağlar.
- Erken yaşta anne kimliği ile tanışan kişi daha erken olgunlaşır.
Dezavantajlar;
- Kadın, hayata dair bazı hedeflerini ertelemek zorunda kalabilir.
- Kadın, ekonomik bağımsızlığı ile ilgili problemler yaşayabilir.
- Henüz karı-koca ilişki sağlamlaşamadan ve bu kimlikler tam oturmadan erken anne olmak kadının aniden kendini anne kimliği içerisinde bulmasına neden olur. Bu durum ilişkide bazı problemlere yol açabilir. Çiftin arasındaki romantizm ve arkadaşlık yeteri kadar gelişemeyebilir.
- Bir ev düzeni oturtamadan çocuk sahibi olmak ilişkinin stres düzeyini arttırır, gerginlikler artar.
- Çift ekonomik olarak henüz rahat bir düzeye gelmediyse ilişki içerisindeki tartışmalar çoğalabilir. (Milliyet)
cinsel sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cinsel sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Mayıs 2014 Cumartesi
28 Nisan 2014 Pazartesi
Türk gençleri üreme organının adını bilmiyor.
Birleşmiş Milletler’in (BM) Türkiye’de yaptığı araştırma, her 4 gençten birinin üreme organının adını bilmediğini ortaya koydu. Toplum Gönüllüleri Vakfı, bu tespit üzerine BM desteği ile 18-25 yaş arası gençlere yönelik “cinsel sağlık” ve “üreme sağlığı” eğitim projesi başlattı.
Habertürk'ten Deniz Çiçek'in haberine göre, Üreme Sağlığı Akran Eğitimleri Projesi kapsamında cinsel bilgiler verilen gençlere; kondom ve kadın prezervatifi kullanımı, cinsel organların isimleri, AIDS/HIV’e karşı korunma yolları anlatılıyor.
‘GENÇLER BİRBİRİNİ EĞİTİYOR’
Proje Koordinatörü Bulut Öncü, “Türkiye’de her 4 gençten 1’i üreme organının ismini bilmiyor. 10 gençten 4’ü bebeğin geliştiği organın adını bilmiyor. 10 gençten 1’i gebeliğin oluştuğu zamanı bilmiyor. 10 gençten 1’i, HIV/AIDS’in ne olduğunu bilmiyor” dedi.
Öncü, gençlere, vücudunu tanıma, meme ve testis muayenesi, cinsel sağlık ve üreme sağlığı ile ilgili temel bilgiler verdiklerini söyledi. Öncü, proje ile aynı yaştaki akran gençlerin, birbirlerini eğittiğini belirterek, BM uzmanları ve doktorlardan eğitim gören gençlerin de yine kendi yaşıtlarına bilgi verdiğini anlattı. Bugüne kadar 291 eğitici akran yetiştirdiklerini ve 10 bin gence cinsellik eğitimi verdiklerini belirten Öncü, cinsel sağlık eğitiminin zorunlu eğitim müfredatına girmesini istediklerini söyledi.
Habertürk'ten Deniz Çiçek'in haberine göre, Üreme Sağlığı Akran Eğitimleri Projesi kapsamında cinsel bilgiler verilen gençlere; kondom ve kadın prezervatifi kullanımı, cinsel organların isimleri, AIDS/HIV’e karşı korunma yolları anlatılıyor.
‘GENÇLER BİRBİRİNİ EĞİTİYOR’
Proje Koordinatörü Bulut Öncü, “Türkiye’de her 4 gençten 1’i üreme organının ismini bilmiyor. 10 gençten 4’ü bebeğin geliştiği organın adını bilmiyor. 10 gençten 1’i gebeliğin oluştuğu zamanı bilmiyor. 10 gençten 1’i, HIV/AIDS’in ne olduğunu bilmiyor” dedi.
Öncü, gençlere, vücudunu tanıma, meme ve testis muayenesi, cinsel sağlık ve üreme sağlığı ile ilgili temel bilgiler verdiklerini söyledi. Öncü, proje ile aynı yaştaki akran gençlerin, birbirlerini eğittiğini belirterek, BM uzmanları ve doktorlardan eğitim gören gençlerin de yine kendi yaşıtlarına bilgi verdiğini anlattı. Bugüne kadar 291 eğitici akran yetiştirdiklerini ve 10 bin gence cinsellik eğitimi verdiklerini belirten Öncü, cinsel sağlık eğitiminin zorunlu eğitim müfredatına girmesini istediklerini söyledi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Etkileşim : Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsun
Bu İçerik Hakkındaki Görüşünüz
Teşekkürler. Görüşünüz bizim için çok değerli.
Aramak istediğiniz kelimeyi yukarıya yazıp ARA'ya basın.

