sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Aralık 2021 Cumartesi

Göbek eriten diyet Ender Saraç

Ender Saraç göbek eriten diyet Doktor Ender Saraç pek çok kadının ortak derdi olan göbek yağlarını eritmek için özel bir diyet programı öneriyor. Ender Saraç diyor ki: "Eğer göbeğiniz, basenleriniz gibi belli bir bölgenizi zayıflatmak istiyorsanız, fakat bu konuda başarılı olamıyorsanız sakın umutsuzluğa kapılmayın. Belirli bölgelerden zayıflamayı ancak özel diyetler uygulayarak gerçekleştirmeniz mümkün. Ben size 3 haftada, özellikle göbek ve bel bölgenizden incelmenizi de sağlayacak özel bir program açıklıyorum." Ender Saraç uyarıyor. Ancak öncelikle şu noktayı belirtelim ki; yalnız diyet yaparak bölgesel zayıflamayı tam anlamıyla gerçekleştiremezsiniz. Diyetle birlikte özel egzersiz ve bazı özel bitkisel mönüler gerekmektedir.

İlaçsız ,iğnesiz şeker hastalığının kökünü kurutuyor.



Şeker Hastalığının Kökünü Kurutuyor, İlaca Ameliyata İğneye Gerek yok

Şeker Hastalığına İyi Gelen Yiyecekler
• Soğan: Her derde deva olan antibiyotik etkili soğan, şeker hastalarının en doğal ilacı olmakta. Yemeklerde ve salatalarda kullanıldığında yiyeceklerin daha da lezzetli olmasını sağlar. Soğan antibiyotik etkisi ile hastalıkları kolayca uzaklaştırdığı gibi kandaki şeker oranını da dengeleyecektir.
• Lahana: Kış mevsimi geldiğinde sebze raflarında yerini alan lahana pek çok faydası ile dikkat çekiyor. Şeker hastalarının bolca tüketmesi gereken bir sebze olduğunu ifade edebiliriz. Düşük kalorili bir besin olduğundan şeker hastaları için de tavsiye edilen bir besin olacaktır. Kan şekerinin dengede kalmasını sağlarken, kilo verme konusunda da size destek olabilir.
• Zeytinyağı: Kalp dostu zeytinyağı aynı zamanda şeker hastalarının da en büyük dostu. Kolesterol seviyesini dengelediği gibi kandaki şeker oranını da düşürmektedir. Her öğünde tercih edebileceğiniz zeytinyağı ile daha sağlıklı bir bedene sahip olabilirsiniz. İnsülin direnci olan kişiler için bolca tavsiye edilmektedir.
• Enginar: Enginar pek çok faydası ile sağlık dostunuz olacaktır. Mutfağınızda enginara yer açmak için birçok nedeniniz var. Enginar hem kan şekerini dengeleyen hem de kansere karşı duvar ören bir yiyecektir.
• Fasulye: Glisemik indeksi düşük olan besinler diyabet hastaları için sağlıklı seçimler olacaktır. Bu besinlerden biri de fasulyedir. Öğünlerinizde yeşil fasulye veya kuru fasulye yiyebilirsiniz.
• Pancar: Şeker hastalarının beslenmes listesinde olması gereken bir yiyecek de pancardır. Pancarda oldukça az karbonhidrat yer alır. Bu özelliği ile diyabet beslenmesinde önemli bir yer tutar.
• Balık Eti: Şeker hastalarının omega 3 yağ asitlerine önem vermesi gereklidir. Bu nedenle haftada en az 1 öğün de olsa balık tüketmelidir. Az yağlı balıklardan yana yapılan seçimler, diyabet beslenmesi için iyi olacaktır.
• Yoğurt: Yoğurt sadece diyabet beslenmesinde değil her öğünde ve her kişi için önemli olan bir besindir. Yoğurt düşük kaloriye sahip ve bolca vitamin içeren bir yiyecektir. Özellikle de Tip 2 diyabet için etkili olan yoğurdu bol bol tüketebilirsiniz.

Şeker Hastalığına İyi Gelen Meyveler
• Greyfurt: Yapılan araştırmalar sonucunda greyfurt tüketen hastaların şeker seviyesinin ideal seviyede kaldığı tespit edilmiştir. Şeker hastaları greyfurt tüketirken çok dikkatli olmalıdır. Eğer düzenli olarak ilaç kullanan biriyseniz, greyfurtu gün içinde ölçülü yemelisiniz. Aksi halde ilaç ve greyfurt sağlığınız için tehlikeli olabilir. Ölçülü yemenizi tavsiye edeceğiz.
• Elma: Elma tüketen kişilerin diyabete yakalanma riski daha düşüktür. Şeker hastalığı tanısı yapılan kişilerin ise gün içinde elma tüketmesi önerilmektedir. Elmanın lifli yapısından dolayı kan şekerinin yükselmesi önlenir.
• Kayısı: Kuru kayısı hem metabolizmanızı hızlandırır hem diyet beslenmesinde sizi tok tutar hem de şekerin yükselmesini önler. Böylesine faydalı bir meyvenin tüketimi diyabet beslenmesinde önemli yer tutar.
• Avokado: Şeker hastalarının rahatlıkla tüketebileceği meyvelerden biri de avokado olacaktır. Salatada veya omlet yaparken avokadoyu tüketebilirsiniz.
• Kivi: Kivinin şeker oranı çok düşüktür. Bu nedenle şeker hastalığına iyi gelmektedir. Meyve saatlerinde bir adet kivi ile sağlıklı beslenmeye devam edebilirsiniz.
• Yaban Mersini: Yaban mersini yapraklarını demleyip çay olarak içmek, kandaki şekerin yükselmesini önleyecektir. Yaprakları ve meyvesi ile tam bir diyabet ilacı olacaktır.
Şeker Hastalığına İyi Gelen Bitkiler
• Tarçın: Şeker hastalarının en sık kullandığı bitkilerden biri tarçındır. Tarçın kan şekerini düzenleyen ve dengeleyen bir bitkidir. Çubuk tarçın ve baharat şeklinde tüketildiğinde adeta diyabet düşmanıdır. Tatlı yeme duygusunu erteleyen ve unutturan tarçın, çayın içinde şeker niyetine tercih edilebilir. Gün içinde çubuk tarçın eklenmiş suyu içebilir, yoğurt üzerine bir tutam toz tarçın serpebilirsiniz. Diyabetle mücadele ettiğiniz bu yolda tarçın size çok yardımcı olacaktır.
• Zencefil: Sağlıklı bitkilerden zencefil, diyabet ile mücadele etmek için iş başında. Genellikle bal ile karıştırılıp kullanılan zencefil, şeker hastaları tarafından tüketilecekse bal miktarı çok çok az olmalıdır.
• Çörek Otu: Çörek otu ile zamansız yükselen kan şekerini kontrol altına alabilirsiniz. Kahvaltıda peynir üzerine bir tutam eklediğinizde hem kansere karşı koruyucu önlem alırsınız hem de şekerinizin yükselmesini engellersiniz. Çörek otu. şeker hastalarının tercih etmesi gereken bir bitki olacaktır.

21 Aralık 2020 Pazartesi

Obezler bu besinlerden uzak durun.

En çok kilo aldıran besinleri doğru tespit etmek, kilo verirken de bize fayda sağlayacaktır. Böylelikle kilo aldıran besinlerden kaçınabiliriz.



 Kilo aldıran yiyecekleri belirleyemezsek, diyetimizde hangi besin grubundan kaçınacağımızı da bilemeyiz. Peki en çok kilo aldıran besinler hangileri? Kilo aldıran diyet diye bir şey var mı birlikte bakalım. İşte bilimsel araştırmalara göre en çok kilo aldıran 7 besin...
1

İşlenmiş etler: The New England Tıp Dergisi'nde yayımlanan bir araştırmaya göre, işlenmiş et tüketimi tek başına 4 yılda ekstra yarım kilo almaya neden oluyor. Sosis, salam, jambon gibi işlenmiş et ürünleri, şişmanlatıcı gıdalardır. Demir ve proteinin zengin birer kaynağı oldukları doğru olsa da, aynı zamanda bileşiklerinde doymuş yağlar vardır. Bu yağlar, fazla miktarlarda tüketildiğinde çeşitli sorunlara neden olabilir. Doymuş yağlar, çoğunlukla, kötü kolesterol seviyelerini arttırır ve böylece kardiyovasküler hastalıkların gelişmesine neden olur. Buna ek olarak, bu yağlar vücudun belirli bölgelerinde, karın ve bacaklar gibi, çok çabuk birikir.
2

Diyet içecekler: Imperial College London'ın yaptığı yeni bir araştırmada, düşük kalorili tatlandırıcılı içeceklerin, şekerli içeceklere kıyasa kilo kaybına faydası olduğunu gösteren somut bir veri bulunamadı. Profesör Swithers, "Diyet gazlı içeceklerin kötü olabileceğini düşünüyoruz çünkü tükettiğiniz şekeri sindirmeyi zorlaştırıyor. Hayvanlar gerçek şeker aldıklarında, bunu sindirmekte zorlanıyorlar ve hormonların verdiği tepki değişiyor, kandaki şeker seviyesi artıyor ve bu da kilo alımına neden oluyor" diyor.
3

Patates cipsi: Patates cipsinin hiçbir zaman sağlıklı bir yiyecek olduğu düşünülmemiştir. Harvard Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre son 4 yılda patates cipsi en çok kilo aldıran yiyeceklerin başında geliyor. Cipsin tek başına sağlıksız olması yetmezmiş gibi, patates cipsiyle tüketilen şekerli içecekler de kilo almaya neden olur.

4

Patates kızartması: Listede en çok kilo alımına neden olan ikinci besin ise patates kızartması. Patates kızartması tek başına 4 yılda ekstra 1 buçuk kilo almaya neden oluyor. Patates kızartmasının kilo aldırması sadece çok yağ çektiği için kalorili olmasında yatıyor, aynı zamanda işlenme süreci de kilo aldırıyor.
5

Alkol: Alkolden aldığınız kalori vücut tarafından kolay kolay depolanmıyor ve yağa çevrilmiyor. Ancak bu yine de alkolü masum bir pozisyona taşımaya yeterli değil. Çünkü bu noktada alkolün yanında tükettikleriniz ön plana çıkıyor.Örneğin, 100 kalorilik bir alkollü içecekle birlikte 100 kalorilik bir tabak makarna tükettiğinizde vücut önce alkolün kalorilerini yakmaya başlıyor. Fakat alkolün yanında veya hemen ardından tükettiğiniz makarnanın kalorileri vücutta depolanmaya başlıyor. Academy of Nutrition and Dietetics Dergisi'nde yayımlanan bir araştırmaya göre alkol alımı günde fazladan 384 kalori almaya neden oluyor.
6

Diyet ürünler: "Light" veya diyet ürünler şişmanlatıcı gıdalar arasında başı çeker. Günümüzde, her bir ürününün normal ve light seçeneğini piyasaya sunan markalar mevcut. Bununla birlikte, çoğu “light” ürün, genellikle bir bileşeni azalttıkları zaman yaşanan lezzet kaybını telafi edebilmek için sodyum, yağ ve diğer toksik ve yapay tatlandırıcılarla doldurulur. Mutlaka bu tarz gıdalardan da uzak durun.
7

Beyaz ekmek: Fakat beyaz ekmeğin posa içeriği neredeyse yok denecek kadar azdır. Bu sebepledir ki, beyaz ekmek tüketiminden sadece birkaç saat sonra kişi tekrar açlık hissi duyar. Beyaz ekmek tüketimi bel bölgesinden kilo almanıza neden olur. Glisemik indeksi yüksek bir besin olduğu için tüketim sonrası salgılanan fazla insülin sebebiyle besinler direkt yağ olarak depolanır. Bu depolama da çoğunlukla bel çevresinde gerçekleşir. Fakat tam tahıllı ekmeğin glisemik indeksi düşüktür. Kan şekerinden ani iniş çıkışlar yaratmaz ve daha az insülin salgılanır. Bu şekilde hem daha çok tok kalmış olursunuz, hem de yedikleriniz yağa dönüşmeden vücut tarafından kullanılır.

25 Temmuz 2014 Cuma

Biberiye yağı ile canlı saçlar ve cilt bakımı

Biberiye yağının saça ve cilde faydaları


Biberiye, iğneye benzeyen ince yapraklı, daima yeşil kalan bir bitki türüdür.

Biberiye yağının saça ve cilde faydaları resimleri

Biberiye bitkisi pek çok yönde faydalı bir bitki olarak hem zayıflamada, hem cilt bakımında hemde hijyen sağlamada oldukça başarılıdır.

Biberiye çayı özellikle sindirim sistemine faydalıdır. Yağı ise cilt bakımında kuıllanılır. Ayrıca Biberiye, derin temizlik sağlar ve antibakteriyel ürünlerden daha mikrop kırıcı özelliğe sahiptir.

Zihne ve bedene canlılık veren ve tansiyon düzenleyici bitkisel etki yapan biberiye yağı, profesyonel spor yapanlar tarafından da masaj biçiminde kullanılmakta ve kas ağrılarına, kas kramplarına karşı faydalı tarafından yararlanılmaktadır.

Biberiye yağının saça Faydaları:
Saç dökülmesi alopesi şikayeti olanlar, saç uçlarında kırılma görülenler için ve ayrıca migren ağrıları için saç ve kafa derisi bölgesinin masajı son derece faydalı olmaktadır.  Biberiye Yağının Saça Faydaları sadece saç dökülmesi için değil kepek şikayeti olanlar için de son derece önem arz eder. Saçları besleyen biberiye yağı, saç köklerini ve dokusunu besleyerek saç dökülmesine mani olur.  Yağlı saçlar için biberiye yağı iyi bir saç temizleme kürü olabilmekte ve saçları yağlardan arındırmak için bir hayli işe yaramaktadır.

Biberiye Yağının cilde Faydaları:
Biberiye de bulunan turmerik yağlar  cildin ph dengesini dengede tutuyor.  Alternatif bitkisel tedavi yöntemlerinde sıkça kullanılan biberiye yağı burun tıkanıklığı için papatya yağı ile birlikte kullanıldığında önemli bitkisel faydalar sağlıyor.

Postişler saça zarar verir mi?

Saça Zarar Veren Maddeler neler


Saçlar özellikle biz kadınlar için oldukça önemlidir. Saç bakımı yapmanın yanısıra saçlara zarar veren maddelerden de uzak durmak şarttır. İşte saçınıza zarar veren 5 madde:

   Saç spreyleri

Saç spreyi gerekli olduğunda, az miktarda ve saçlarınızın diplerine değil uçlarına doğru uygulanmalıdır. Yoğun saç spreyi saçlarınızın kırılmasına ve aşırı kimyasal madde içerdiğinden dolayı saç dökülmelerine neden olur.

   Çok fazla şampuan kullanmak

Şampuan ve saç kremleri saç bakımı için size yardımcı olabilir ancak fazla kullanmak saç derinize zarar verir ve saçlarınızın kurumasına neden olur.

   Kimyasal olan saç boyaları

Kimyasal saç boyaları farklı kimyasal ürünlerden meydana gelmektedir. Eğer saçlarınıza yeni bir renk vermek istiyorsanız bu boyalar oldukça tehlikelidir. Kimyasal içerikli boyalar uygulama sırasında tırnak etlerine ve saç diplerine kalıcı hasara sebep olur. Ayca astım, solunum hastalıkları ve cilt alejileri gibi pek çok rahatsızlığa sebep olur.

   Sıkı saç aksesuarları

Sıkı saç aksesuarları saç köklerinin kopmasına sebep olur. Sıkı saç bantları, tokalar ya da aksesuarlar uzun süre saçınızda kaldıklarında saç derinizin köklerine zarar verir.

   Postişler

Özel bir davet ya da düğün belki de birkaç gün sürecek bir saç değişikliği. Sebebi her ne olursa olsun postişler yardımıyla saçlarınızı uzatmak isteyebilirsiniz. Ancak bunları kullanırken ve çıkarırken yapıştırıcılar sayesinde saçlarınızda kırılmalar ve kalıcı dökülmeler meydana gelebilir.

Saçlarınızı hızlı uzatmanın formülü.

Saçlarınızın hızlı uzamasını istiyorsanız yapmanız gereken dikkat etmeniz gereken şeyler olduğunu unutmamalısınız.

Saç Nasıl Hızlı Uzar? resimleri

Cildinize gösterdiğiniz özeni saçlarınızada göstermeniz gerekiyor bayanlar.Saçlarınıza uygun şampuan kullanımından sonra banyo yaparken kafa derinize masaj yapmanız gerekmektedir.Ayrıca saçlarınızı güneşin zararlı ışınlarından korumak da saçlarınızın çabuk uzaması için oldukça etkilidir.Saçlarınızın ihtiyaç duyduğu besleyici maddeleri almasını sağlamalısınız.

Saçlarınızın hızlı uzaması için protein ve E vitamini, meyve, sebze ve et yemek saçınızı hızlı uzatmanın etkili yollarından birisi olduğunu unutmayın.Ayrıca Meyve, sebze ve balıkta bulunan besleyici maddeler saçınızın daha hızlı uzaması için ihtiyaç duyduğu şeyler olduğunu unutmayın.

Saçlarınızın hızlı uzaması için günlük su ihtiyacınızı karşılamalısınız günde en az 10 bardak su içmeniz gerekmektedir.
Saçınızın susuz kalmamasına yardım edebilir. Bu, saçınızın doğal nemini ve parlaklığını korumanın kesinlikle iyi bir yoludur.

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Havuza girerken lenslerinizi çıkartın

Dr. Özdemir, 'Lenslerinizle havuza asla girmeyin. Eğer lens takacaksanız, havuz gözlüğü kullanın ve içine su girmemesine dikkat edin.'
 

Türkiye gazetesinden Ziyneti Kocabıyık'ın haberine göreDr. Özdemir, 'Lenslerinizle havuza asla girmeyin. Eğer lens takacaksanız, havuz gözlüğü kullanın ve içine su girmemesine dikkat edin.'

Acıbadem International Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Nezih Özdemir, lensle havuza girmenin tam görme kaybına kadar gidebilen ciddi sorunlar oluşturabileceği uyarısında bulundu.

Özellikle hijyenik olmayan havuzlarda lens kullanan kişilerin göz enfeksiyonlarına yakalanma riskinin yüksek olduğunu söyleyen Dr. Özdemir, “Lens kullanıcılarına şu uyarılarda bulundu:
> Günlük lenslerin mikrop tutma riski çok daha düşük olduğu için mümkünse bu lensleri tercih edin.
> Lens almadan önce mutlaka bir göz hekimine başvurarak, hangi lensin sizin için uygun olduğunu öğrenin.
> Lensi takarken ve çıkarırken ellerinizi mutlaka yıkayın.
> Lensin solüsyonda kullanım kurallarına özen gösterin.
> Lenslerinizle havuza asla girmeyin. Eğer lens takacaksanız, havuz gözlüğü kullanın ve içine su girmemesine dikkat edin.
> Lensle uyumayın. Çünkü lens gözün oksijenlenmesini azaltıyor ve enfeksiyona açık hale getiriyor.

20 Temmuz 2014 Pazar

Zayıflamak için yapılan 20 yanlış.

Diyetle ilgili her daim büyük bir kafa karışıklığı yaşanıyor. Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez de bu kafa karışıklığını rakamlara döktü.

Geçtiğimiz bir yıl boyunca lise ve üzeri eğitim düzeyine sahip, kadın-erkek 1.500 kişiyle birebir görüşerek 20 diyet efsanesini belirleyen Dönmez, yanlış inanışları bir basın toplantısıyla duyurdu. İşte doğru sanılan yanlışlar ve bu 1.500 kişiden yüzde kaçının bu yanlışlara inandığı...

1. Su içersem zayıflarım: %63
2. Ana öğünlerden birini atlarsam kolay kilo veririm: %96
3. Az uyursam daha hızlı kilo veririm: %40
4. Sigarayı bırakırsam hızlı kilo alırım: %57
5. Saat 19.00'dan sonra bir şey yersem şişmanlarım: %37

6. Kalorisi düşük olan kepekli ürünlerle kolay kilo veririm: %58
7. Meyve, yemekten iki saat sonra yenilmelidir: %70
8. Açken fiziksel aktivite yaparsam daha çok yağ yakarım: %74
9. Sabah aç karnına limon ya da greyfurt suyu içersem yağ yakarım: %76
10. Zayıflamak ve toksinlerden arınmak için detoks diyeti yapmak zorundayım: %40
11. Medyada yer alan beslenme bilgilerinin son derece güvenli olduğuna inanıyorum: %96
12. Kilo vermek için üç beyazı hayatından çıkartmalısın: %72

13. Light ürünler kalorisizdir, istenildiği kadar yenilebilir: %95
14. Sağlıklı beslenmede kırmızı ete yer yoktur: %95
15. Maydanoz suyu zayıflamak için idealdir: %83

16. Hangi yöntemle olursa olsun, verilen kilolar geri alınır: %83
17. Lahana metabolizmayı hızlandırarak zayıflatır: %66
18. Protein diyetleri zayıflamak için kolay bir yoldur: %79
19. ilaçlarıyla hızlı kilo veririm: %95
20. Elma sirkesi içersem yağlarımı eritirim: %88


Benzer konular.
sağlıklı zayıflama diyeti nasıl olmalı

7 Temmuz 2014 Pazartesi

Tansu Çiller hastaneye kaldırıldı.

Alınan bilgilere göre; Eski Başbakanlardan Tansu Çiller'in bir kaza sonucu ayak bileği kırılınca İzmir'den uçakla İstanbul'a getirildi ve ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tansu Çiller sağlık durumu? Tansu Çiller hastalığı hakkında yapılan son açıklama ve dahası haberde.

Edinilen bilgiye göre, Tansu Çiller bir kaza sonucu ayak bileğinde parçalı kırık olduğu için yanında oğluyla birlikte Adnan Menderes Havalimanı'ndan kalkan tarifeli uçakla İstanbul'a getirildi. Atatürk Havalimanı'nda Sabah saatlerinde aprondan alınan Tansu Çiller, bir ambulansla Acıbadem Maslak Hastanesi'ne götürüldü.

Tansu Çiller’in bir kaza sonucu ayak bileği kırılınca İzmir’den uçakla İstanbul’a getirildi ve ambulansla hastaneye kaldırıldı.Edinilen bilgiye göre, Tansu Çiller bir kaza sonucu ayak bileğinde parçalı kırık olduğu için yanında oğluyla birlikte Adnan Menderes Havalimanı'ndan kalkan tarifeli uçakla İstanbul’a getirildi. Atatürk Havalimanı'nda sabah saatlerinde aprondan alınan Tansu Çiller, bir ambulansla Acıbadem Maslak Hastanesi'ne götürüldü.

Tansu Çiller, 13 Haziran 1993 tarihli DYP olağanüstü genel kurulunda en yüksek oyu alarak genel başkan seçilmiş ve Türkiye'nin ilk bayan başbakanı olmuştur.

Tansu Çiller Kimdir?

1946 yılında İstanbul'da doğdu. Robert Kolej mezunu olan Tansu Çiller, Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nü bitirdi. Doktorasını Connecticut Üniversitesi'nde verdi. 1978 yılında doçent, 1983 yılında profesör oldu.

Çiller, 1990 yılı kasım ayında Doğru Yol Partisi'nden politikaya atıldı. 1991 yılı seçimlerinde İstanbul'dan milletvekili seçildi. Sosyal Demokrat Halkçı Parti ile kurulan ve Süleyman Demirel'in başbakanlığındaki koalisyon hükümetinde ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı olarak görev aldı.

Demirel'in Cumhurbaşkanı seçilerek Başbakanlık görevini bırakmasından sonra DYP genel başkanlığına aday oldu. 13 Haziran 1993 tarihli DYP olağanüstü genel kurulunda İsmet Sezgin ile Köksal Toptan'ı geride bırakarak Genel Başkan seçildi ve Türkiye'nin ilk bayan Başbakanı oldu. 5 Nisan kararlarıyla Türk ekonomisinde bir döneme imza attı.

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Türkiyede Tam etkili antibiyotik artık yok

Sağlık Bakanlığı Hastane Enfeksiyonları Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Öztürk: "Antibiyotikleri kaybediyoruz. Elimizde etkili çok az antibiyotik kaldı. Tam etkili antibiyotik artık yok" dedi.
Tam etkili antibiyotik artık yok

Sağlık Bakanlığı Hastane Enfeksiyonları Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi  ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Öztürk, mikroorganizmaların hastalık yapmaya devam ettiğini ancak tedavi edecek tam etkili antibiyotiğin artık kalmadığını söyledi.

Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) tarafından düzenlenen 5. Türkiye EKMUD Kongresi'ne katılan Öztürk, gazetecilere yaptığı açıklamada, antibiyotiklerin hem tıp hem de veterinerlik ve özellikle çiftliklerde tavuklar için büyüme faktörü olarak yaygın şekilde kullanıldığını belirtti.

Bu durumun antibiyotiklere karşı hem toplumdan hem de hastaneden kazanılan enfeksiyonlarda çok ciddi direnç artışına neden olduğunu dile getiren Öztürk, "Antibiyotik ne kadar çok kullanılırsa o kadar çok direnç gelişiyor, antibiyotiğin etkisi azalıyor" dedi.

Dünya Sağlık Örgütü'nün üye ülkelerdeki antibiyotik kullanımı ve direncine ilişkin verilere dayanarak "Küresel Direnç Felaketi" adıyla bir rapor hazırladığını anlatan Öztürk, antibiyotiklerin etkisini giderek kaybettiğini ve hatta antibiyotiklere karşı oluşan direnç nedeniyle ilaç firmalarının bu konuda Ar-Ge çalışmalarını azalttığını kaydetti.

Artık antibiyotik çağı sonrası bir dönemin başladığına işaret eden Prof. Dr. Öztürk, "Antibiyotikleri kaybediyoruz. Mikroorganizmalar hastalık yapmaya devam ediyor ama elimizde etkili çok az antibiyotik kaldı. Tam etkili antibiyotik artık yok" diye konuştu.

Artık antibiyotik bazı hastalıkları tedavi etmiyor

Prof. Dr. Recep Öztürk, antibiyotiklere karşı direnç oluşmasında en önemli etkenin gereksiz yere kullanım olduğuna dikkati çekti. Antibiyotiklere ihtiyaç duyulmayan hastalıklarda da antibiyotik tedavisinin uygulandığını dile getiren Öztürk, çocuklarda boğaz iltihabının yüzde 35'i, erişkinlerde ise yüzde 15'inin antibiyotik tedavisine gereksinim duyduğunu ifade etti.

Zaman zaman hekim antibiyotik yazmasa bile hastanın baskıcı bir tavır üstlendiğini ifade eden Öztürk, antibiyotiklere karşı hem hekimin hem de hastaların bilinçli yaklaşması gerektiğini belirtti.

Öztürk, antibiyotiklerin etkisini yitirmesi nedeniyle bazı hastalıkların tedavi edilemez konuma geldiğini kaydetti. Daha fazla harcama yaparak antibiyotikleri birleştirmek zorunda kaldıklarını ve bu durumun da hastalara zarar verdiğini öne süren Öztürk, gereksiz antibiyotik kullanımını engellemek için toplumun bilinçlendirilmesi ve eczanelerde reçetesiz antibiyotik satışının yapılmaması gerektiğini vurguladı.

26 Mayıs 2014 Pazartesi

Zencefil'in faydaları nelerdir.

Yemeklerde ve içeceklerde kattığı tadın yanı sıra inanılmaz faydaları olan zencefili yaşamınıza dahil etmeniz için pek çok sebep var.

 Birlikte göz atalım…

Tıpkı bir ilaç gibi diş ağrısı, migren, adet sancısı gibi ağrılarda kullanabileceğiniz anti-inflamatuar özelliğe sahiptir.

Her türlü ağrıyı azaltmaya yardımcı olabilir. Eğer kendinizi kötü hissederseniz, taze zencefil suyu veya çayı içmeyi deneyin.

Yüzyıllardır bilinen en temel özelliği antioksidan oluşudur. Vücuttaki yabancı maddeleri, toksinleri atmak için en güçlü yardımcınızdır.

Grip, soğuk algınlığı gibi durumlarda size destek verir. Kısa sürede ayağa kalkmanızı sağlar.

Bunun için limon ve balla karıştırdığınız sıcak suya birkaç dilim zencefil atın ve demleyerek için.


24 Mayıs 2014 Cumartesi

Devlet Hastanesinde çatlak var.


Çanakkale'nin Gökçeada İlçesi açıklarında meydana gelen deprem nedeniyle Yenice İlçesi Devlet Hastanesi'nde de çatlaklar oluştu. Binanın tehlike arzetmesi nedeniyle hastaların tahliyesine başlandı.

Çanakkale'den Ulusal Medikal Kurtarma (UMKE) ekiplerinin sahra hastanesi kurmak üzere Yenice'ye hareket ettiği bildirildi. İlçede, biri ana çadır olmak üzere iki çadırdan oluşan sahra hastanesi kurulacağı öğrenildi.

23 Mayıs 2014 Cuma

Ana rahminin içi bakteri dolu.

ABD’de yapılan geniş çaplı bir araştırmada sağlıklı hamilelerin plasentalarında çeşitli bakteri topluluklarının yaşadığı görüldü.


Amerikalı bilim insanları, plasentadaki bakterilerin büyük bölümünün, herkeste rastlanan “iyi mikropların” oluşturduğunu belirledi. Plasentada söz konusu mikrobiyal koloni yapılanmasının, erken doğum üzerinde rol oynadığı bildirildi. Houston’da Baylor Tıp Fakültesi’nde görevli doktor Kjersti Aagaard, araştırmanın, hamilelik ve erken yaşamın, tamamen steril durumlar olarak düşünülmemesi gerektiğini ortaya koyduğunu söyledi. Aagaard’ın, araştırma çerçevesinde, bağışlanan 320 plasentayı incelediği belirtildi.

 Aagaard, plasentanın mikroplarla beraber hareket etmediğini, sadece düşük seviyede mikrobu barındırdığını vurgulayarak, bunlar arasında sağlıklı kişilerin bağırsaklarında yaşayan E. koli türlerinin yer aldığını söyledi. Erken doğum yapan kadınlardan alınan 89 plasentada, açıkça yararlı olduğu bilinen bazı bakterilerin seviyelerinin önemli ölçüde düşük olduğuna dikkati çeken Aagaard, plasental mikrobiyomun, en çok ağızda sıkça rastlanan bakterilere benzediğinin keşfedilmesi karşısında şaşırdığını söyledi.

22 Mayıs 2014 Perşembe

Tekmeci Yusuf'a rapor veren doktor kendini savundu.

Soma’da eylemciye tekme atan Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel’e 7 gün iş göremez raporu veren Dr. Şervan Gökhan, Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) e-posta grubuna mesaj yolladı.

Hürriyet Gazetesi'nin haberine göre “3 günden beri sahtekâr, diplomasının hakkını vermeyen, yüzsüz, soysuz, TV ekranlarında resmi çıkan ve 6 yaşındaki çocuğu tarafından ‘Baba sen sahteci misin’ diye çağrılan birisiyim” diyen Gökhan’ın mesajı özetle şöyle:

BAŞBAKANLIK HASTASI

- “Yazıya başlamadan Soma’da hayatını kaybeden tüm işçi kardeşlerimize Allah’tan rahmet ve ailelerine başsağlığı diliyorum. Bu durumlara söz konusu olan raporun verilme hikâyesini  paylaşmak istiyorum. 14 Mayıs 2014’te arandım ve hastaneye Başbakanlık’tan bir hastanın geleceği ve hastanede veya yakınlarda isem tarafımdan hastanın değerlendirilip değerlendirilemeyeceği soruldu. Ben de 5 dakikalık mesafede olduğumu ve hastaya bakabileceğimi ilettim. Hastaneye geldiğimde hasta o günün acil tıp uzmanı tarafından görülmüş, o esnada acilde bulunan ortopedi asistanı tarafından ve bizim asistanımız tarafından da değerlendirilmişti. Hastanın ne olduğunu sorduğumda arkadaşlarımdan yaşanan bir arbede sonrasında hastanın kliniğimize başvurduğunu öğrendim ancak olayın oluş biçimini sorma ihtiyacı bile hissetmedim.

- Hasta arkadaşlarımız tarafından grafi çekimine gönderilmişti. Hastayı grafi çekimindeyken gördüm ve grafi çekildikten sonra muayene ettim. Hastanın özellikle sağ alt ekstremitesinde hareketle ağrı ve hassasiyet mevcuttu. Aynı zamanda sağ dizde ve tibiada (ki bunu da rapora yazmayı unutmuşum) yumuşak doku şişliği vardı. Bu arada ben gelmeden önce hastayı muayene eden arkadaşlarımız hastanın muayene formunu zaten doldurmuştu ve muayene bulguları da benim fizik muayene bulgularım ile aynı idi. Hastayı odama aldım ve 5 veya 7 gün bacağına yük bindirmemesini, istirahat raporu yazabileceğimi ifade ettim ve yazdım. Bu arada hastanın hastanemize girişi benim adıma değildi, hastaya raporu ben yazdığım için girişi kendi adıma çevirttim.

- 3 gün öncesine kadar meslek hayatı boyunca toplumsal hiçbir olayda herhangi bir otoritenin yanında yer almamış olan, yaralanan göstericiye de, polise de, katile de, hırsıza da eşit mesafede durarak mesleğinin gereklerini yerine getiren bir acil tıp uzmanıyım. Nasıl çalıştığımı benim anlatmama gerek yok, merak eden daha önce çalıştığım yerlerden sorabilir.

MESLEKTAŞLARIM ÜZDÜ
Beni asıl üzen şarkıcı/ sanatçı vs. kişilerin attıkları tweet’ler veya mesajlar olmadı. Birçok meslektaşımın, tıp fakültesi öğrencilerinin dahi eşime, aileme, bana yaptığı hakaretler oldu.”

19 Mayıs 2014 Pazartesi

Yorgunluk ile başa çıkmanın yöntemleri.

İş yoğunluğu, koşuşturmalı büyük şehir yaşamı ve mevsim geçişi derken günlük tempomuzu düşüren kronik yorgunluk hepimizi olumsuz etkiliyor. 

Oysaki kolayca uygulanabilecek sağlıklı beslenme programı ve yaşam tarzınızda yapacağınız küçük değişikliklerle yorgunluğunuzu üzerinizden atmanız mümkün.

Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Yeşim Çelik, kadınların kabusu olan kronik yorgunluktan korunma yolları hakkında şu bilgileri veriyor.

Yeterli ve dengeli beslenme yorgunluğunuzu alır

Kansızlık, enfeksiyonlar, karaciğer, kalp ve böbrek yetmezlikleri, vitamin ve mineral eksiklikleri, metabolik bozukluklar (hipoglisemi), hormonal problemler (hipotiroidi, böbrek üstü bezi yetmezliği), kanser gibi ciddi sağlık sorunlarında yorgunluk bazen ilk işarettir.

Yorgunluk, tekrarlayan ve uzun süren stresin, uyku problemlerinin, depresyon ve diğer bazı psikolojik sorunların sonucunda da oluşabilir. Alkol ve sigara kullanımı, yorgunluktan korunmak için kullanılan uyarıcılar ve bazı ilaçlar ve daha da önemlisi beslenme yanlışları yorgunluğun başlıca nedenlerindendir.

Yeterli ve dengeli beslenme, yorgunluğu önlemenin en önemli yollarından birisidir. Öğünlerinizde dikkat edeceğiniz birkaç küçük kural kendinizi zinde hissetmenizi sağlayacaktır.

Yumurta ve kırmızı et demir eksikliği kaynaklı yorgunluğu önler

Yorgunluğun temel nedeni demir eksikliğine bağlı kansızlıktır. Kadınlarda daha sık gözlenen kansızlığı önlemek için haftanın belirli günlerinde demir içeriği yüksek olan yumurta tüketilmelidir.

Haftada 2-3 kez kırmızı etin yanında mutlaka demirin vücut tarafından kullanımını artıran C vitamini içeren sebze ve meyvelerin tüketilmesine özen gösterilmelidir.

Çok koyu çay ve kahve tüketimi demir emilimini azalttığı için yemekten hemen sonra tüketilmesi önerilmez. Kuru meyvelerin demir içeriği yüksektir. Ara öğünlerde kan şekerinin dengelemesi açısından tüketilmesi önemlidir.

Tekmeci müşavire raporu hangi doktor vermiş!

Yusuf Yerkel'in tekme attığı sağ bacağı incinmiş!
Soma'da yere düşen bir kişiye tekme atarken görüntülenen ve 7 günlük iş göremez raporu alan Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel'in sağlık raporuna ulaşıldı.

Sağlık raporuna göre Yerkel, tekme attığı gün olan 14 Mayıs'ta saat 20.00'da sağ dizde şişlik ve ağrı şikayetiyle Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gelerek, Doktor Servan Gökhan'a muayene oldu.

Yerkel, muayenede sağ dizindeki ağrı ve şişliğin düşme nedeniyle oluştuğunu söyledi. Sağ dizinin filmi çekildikten sonra Yerkel'e yedi gün iş göremezlik raporu verildi.
Yerkel'e şu tanı konuldu:

"Sağ dizde yaklaşık 10X10 cm ödem (sislik), ekimoz (kızarıklık) ve yumuşak doku şişliği, sol omuz ve göğüs ön yüzde ekimoz ve yumuşak doku şişliği mevcuttur. Extremite (kol ve bacak) hareketlerinde hassasiyet ve yürümede güçlük mevcut olup hastada yaygın yumuşak doku travmasi mevcuttur. Hastaya 7 gün iş göremezlik raporu verilmişti.

18 Mayıs 2014 Pazar

Şimdi dondurma zamanı.

Sütten üretilen dondurma, aynı zamanda sağlıklı tatlı seçeneklerinin başında gelir. 

Çünkü;

• Kaliteli protein kaynağıdır.

• A vitamini açısından zengindir.

• Riboflavin vitamini açısından zengindir.

• Kalsiyum ve fosfor minerallerini yüksek oranda içerir.

• Az miktarda D vitamini içerir.

• Birçok tatlıya nazaran kalori içeriği daha düşüktür.

ÇOCUĞUNUZ SÜT SEVMİYORSA...

Büyüme ve gelişme çağında protein, kalsiyum ve fosfor kemik ve kas gelişimi açısından elzemdir. Dondurma, içeriği ile bu gereksinmenin karşılanmasında yardımcı olur. Özellikle süt tüketmeyi sevmeyen çocuklarda süt yerine tüketilmesi günlük besinsel ihtiyaçların karşılanmasına yardımcı olur.

GEBELİKTEKİ KALSİYUM İHTİYACI İÇİN...

Gebelik döneminde; anne adayının kaliteli protein ve kalsiyum ihtiyacı artar. Anne bu gereksinmesini karşılayamazsa, bebek annenin depolarını kullanır ve doğum sonrası anne de kemik erimesi gibi sorunlar çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle gebelerin günlük 600 ml (3 bardak) süt ve süt ürünleri tüketmesi gerekir. Bu gereksinmenin bir kısmı dondurma ile karşılanabilir.

YAŞLILAR DA TÜKETEBİLİR

Kilo almakta güçlük çeken, çiğneme ve yutma güçlüğü olan yaşlılarda günlük kalsiyum ihtiyacının karşılanması açısından önemli bir kaynak olarak kullanılabilir.

KEMOTERAPİ ALAN KANSER HASTALARI

Kemoterapi alan hastalarda, kimi zaman kemoterapi tedavisinden hemen sonra yanma hissi ve iştahsızlık gözlenebilir. Buna paralel bulantı ve kusma şikâyetleri baş gösterebilir.  Bu tür hastalarda, dondurmanın genellikle kolay tüketildiği ve bulantıya sebep olmadığı gözlenmiştir.

Zayıflamak isteyen kişi dondurma tüketebilir mi?

Günlük beslenme programından 1 bardak süt ve 1 dilim ekmek eksilten kişi, diyet yaparken de günde 2 top dondurmayı ara öğün olarak tercih edebilir.

Şeker Hastaları dondurma tüketebilir mi?

Kan şekeri düzeyi kontrol altına alınmış ve obez olmayan şeker hastaları; diyetisyenlerinin önerisi doğrultusunda haftada 1-2 defa 1 top sade veya meyveli dondurma tüketebilir. Piyasada bulunan tatlandırıcı ile hazırlanmış şeker içermeyen dondurmalar da günde 1-2 top ara öğün yerine tercih edilebilir.

BUNLARA DİKKAT!

• Gerçek sütten yapılmış dondurmalar tercih edilmelidir.

• Süt kreması veya kaymaktan yapılan dondurmalar, daha nadir tercih edilmelidir.

• Dondurma; süt ürünü olduğundan ötürü uygun koşullarda saklanmadığında zehirlenme riski yaratabilir. Bu nedenle; soğuk ve karanlık ortamda saklanmalıdır.

• Erimiş, eridikten sonra yeniden donmuş dondurmalar kesinlikle tüketilmemelidir.

• Paket dondurmalarda, üretim izni ve son kullanma tarihi kontrol edilmeden tüketilmemelidir.

17 Mayıs 2014 Cumartesi

Türk kahvesi hakkında bilinmeyenler ve faydaları.

Saray mutfağında ve evlerde yerini alan kahve, çok miktarda tüketilmeye başlandı. Çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulduktan sonra dibeklerde dövülerek cezvelerde pişirilmek suretiyle içiliyor ve en itibarlı dostlara büyük bir özenle ikram ediliyordu.

Bugün sizlere Türk Kültürünün vazgeçilmez bir zevki ve ağız tadı olan kahve hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Kahve nedir? Zararlı mı? Yararı var mı? Bu konular üzerinde duracağız.

Önce kahveyi bir tanıyalım. Kahve; kökboyasıgiller (rubiaceae) familyasından kahve (coffea) cinsinde bir ağaçtır. Kahve ağacı ilk olarak Habeşistan’ın Kaffa yöresinde bulunmuştur. Kaffa yöresinin Arapçadaki karşılığı “gahvah”dır. Hatta Araplar bugünkü anlamda kahveyi bilmedikleri dönemde “gahvah” sözcüğü keyif veren içki (şarap) anlamında kullanılmaktaydı. “Gahvah” kelimesi 14. Yüzyıldan itibaren bugünkü anlamını kazanmaya başlamıştır. Bu sözcük Türkçe söyleyişte “kahve kelimesine dönüşmüştür. Türkçe’den de Avrupa dillerine geçerken “café, caffe, koffie, coffee, koffie, Kaffee” şeklinde bir dönüşüm göstermiştir.

Kahvenin vatanı Afrika olmasına rağmen bugün Asya ve Amerika’nın tropik bölgelerinde de yetişmektedir. Kahvenin ağaç olarak 20 kadar çeşidi vardır. Fakat en çok bilineni Arabistan kahvesidir. Arabistan kahvesi 8-7 metre kadar uzayabilen bir ağaçtır. Yaprakları sivri uçlu ve kenarları dalgalıdır. Çiçekleri beyaz ve hoş kokuludur. Kiraza benzeyen bir meyvesi vardır. Meyvesinin içinde iki çekirdek olur. Bu çekirdeklerin her birinde tohum vardır. Bu tohumlarda kafein alkoloidleri vardır. İşte bizim kavurup öğütüp pişirdiğimiz kahve budur.kahve 300x294 Kahve ve Sağlığımız

Kahvenin Faydaları:
Kahvenin içinde bulunan kafein maddesi insan vücuduna alınınca vücutta birtakım tepkimeler oluşturur. Bu tepkimelerden en önemlisi damarları açarak kan dolaşımını hızlandırmasıdır. Bu yüzden kan dolaşımı sorunu olanlar için kesinlikle çok faydalıdır. Öncelikle düşük tansiyon hastalarında tansiyonu belirli bir düzeyde tuttuğu bilinen bir gerçektir. Kan dolaşımından kaynaklı ağrılara da iyi geldiği söylenir. Kahve bu özelliğiyle iyi bir dinlendiricidir.

Yaptığım araştırma sonucuna göre kahvenin diğer faydalarını kısa kısa özetleyeyim.
Karaciğer: Düzenli kahve içenlerin siroz gibi karaciğer rahatsızlığı şikayetlerinin daha az olduğu ifade ediliyor.
Safra Taşları: Düzenli kahve içenlerin % 25 daha aza safra taşlarından şikayet ettiği biliniyor.
Kanser: Kahve antioksidanlar içerdiği için kansere yol açan hücrelerin çoğalmasına engelleyici rol oynuyor.
Cilt: Kahvenin selülite karşı faydası olduğu yapılan araştırmalar sonucunda belirlenmiştir.
Beyin uyarımı: Sabahları kahve ve süt birlikte tüketildiğinden öğrencilerin sabahki derslerinde daha başarılı olduğu görülüyor.

Şeker hastalığı: Kahvenin şeker hastalığında faydalı mı yoksa zararlı mı olduğu tartışma konusu. Bu konuda tıbbi araştırmaların takip edilmesi faydalı olur düşüncesindeyim.
Mide: Kahve sindirimi kolaylaştırıcı özelliğiyle kesinlikle faydalıdır.

Bunlardan başka sarhoşluklarda çabuk ayılma sağladığı, astım ve nefes darlığına iyi geldiği, öksürüğü kestiği, depresyona iyi geldiği, idrar söktürdüğü için böbrekler için faydalı olduğu söylenebilir.
kavrulmuş kahve1 300x187 Kahve ve Sağlığımız
Kahvenin Zararları:
Bence kahvenin öyle aman aman bir zararı yoktur. Tabii aşırı tüketilmediği sürece. Bir de insanın ruh ve fiziki yapısı da kahvenin fayda ya da zararını tetikleyici bir rol oynadığını unutmamalıyız.
Kahvenin zararlarını da kısa kısa ele alalım.

Doğurganlık: Kafeinin doğurganlığı olumsuz etkilediği biliniyor. Bu yüzden çocuk yapmayı planlayan aileler bu dönemlerinde kahve konusuna biraz dikkat etmeliler.
Hamilelik: Anne karnındaki bebeğe kafeinin zararları biliniyor. Bu sebeple hamile anneler kahve konusuna çok dikkat etmeli.
Su, vitamin ve mineral kaybı: Kahvenin idrar söktürücü olduğunu söylemiştik. Kahveyle birlikte su tüketimini arttırmalıyız. Kafeinin bazı besinlerin emilimini engellediği söyleniyor. Bu yönüyle beslenmemize de dikkat etmek gerekiyor.

Migren: Kahvenin migreni tetiklediği ileri sürülüyor.
Ülser: Mide ülseri olanlar daha dikkatli kahve tüketmeli. Çünkü midenin asit salgılamasını uyarıyor.
Tansiyon: Düşük tansiyonu olanlara iyi gelen kahve yüksek tansiyon hastaları için sakıncalı. Çünkü kan dolaşımını hızlandırdığı için kan basıncı da yükseliyor. Bu da tansiyonun yükselmesine sebep oluyor.

Kahvenin bu zararları dışında; sürekli kullanıldığında alışkanlık yapması, hassas olan kişilerde uykusuzluk yapması, asabi kişilerde sinir bozukluğuna yol açması, kabızlık yapma ihtimalinin olması zarar hanesine eklenebilir.
Son sözüm; düzenli ve kararında kullanıldığı sürece faydalarının zararlarından önde olduğudur.


12 Mayıs 2014 Pazartesi

Bardakta Mısır sevenler hijyen'e DİKKAT!

Hijyen Konseyi Sözcüsü Mehmet İmrek, bardakta mısır satanların kullandığı karıştırma kaplarının, bir sonraki işlem için yıkanmadan ve dezenfekte edilmeden açıkta muhafaza edildiğini savunarak, "Daha sonra açık ortamda her türlü zararlı bakterilere maruz olan bu kap, bir başka kullanım için yeniden kullanılarak tüketicilere bardak bardak mikroplu mısır olarak servis ediliyor" dedi.

İmrek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Hijyen Konseyinin, hijyen konusunda özgün çalışmalar gerçekleştirecek bir çatı yapılanması olduğunu söyledi.

Konseyin, hiçbir yere ve makama bağlı olmadığını belirten İmrek, 1 Şubat'ta faaliyetine başlayan kuruluşta, gıda mühendisleri, veteriner hekimler, hukukçular, sağlıkçılar ile gıda ve tüketici derneklerinin yer aldığını kaydetti.

Konsey olarak bardakta mısır satışlarına dikkati çekmek istediklerini vurgulayan İmrek, seyyar arabalarda veya dükkanlarda satılan bu mısırların, sağlıklı olup olmadığı ile besleyiciliğinin tartışılmasının yanı sıra hijyen kurallarına uygun hazırlanıp satıldığından söz edilmesinin mümkün olmadığını anlattı.

Cadde, sokak veya alışveriş merkezlerinde açık ortamlarda duran karton bardağın içine, yine kapalı ortamda saklanmayan karıştırma kabı içinde kaynatılıp ılıtılmış, çeşitli sos ve baharatlarla tatlandırılmış mısırın konulduğunu anlatan İmrek, şöyle devam etti:

"Bardakta mısır satanların kullandığı karıştırma kabı, bir sonraki kullanım için yıkanmadan ve dezenfekte edilmeden açıkta muhafaza ediliyor. Daha sonra açık ortamda her türlü zararlı bakterilere maruz olan bu kap, bir başka kullanım için yeniden kullanılarak tüketicilere bardak bardak mikroplu mısır olarak servis ediliyor.

Ülkemizdeki mevzuata göre mısırların içine konulduğu bardakların da Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından izinli, ruhsat almış işletmelerce üretilmesi gerektiği halde hiçbir kurala uyulmadan açıkta satılan bu ürünleri tüketen çocukların ve gençlerin sağlığı tehdit altındadır."

"Bekleme süresi uzadığında risk daha da artmaktadır"

Dünyadaki üretimin neredeyse tamamına yakını genetiği değiştirilmiş organizmalı olan mısırın, çok çabuk mikroorganizma üreyebilecek karakterde olduğunu ileri süren İmrek, "Özensiz tüketilmesi sağlıklı olmadığı gibi her türlü hastalık yapıcı mikroplara açık ortamlarda işyerinin ve personelinin, Gıda Hijyen Sertifikası olmadan satışına izin verilmesi de halk sağlığı için sakıncalıdır" ifadesini kullandı.

Gıda satışı yapan iş yerleri ve personelinin "Hijyen Eğitimi Yönetmeliği" gereğince sertifikalandırılmasının zorunluluğuna dikkati çeken İmrek, sertifikası olmadığı halde faaliyette bulunanların, Umumi Hıfzıssıhha
Kanununun 282'nci maddesi gereğince 250 lira ila bin lira arasında idari para cezası ile cezalandırıldığını belirtti.

Bardak mısırın 72-75 derece sıcaklıkta pişirilip tüketim için 30-35 derece sıcaklığında tutulduğundan, mikroorganizmaların çoğalmaya başlayacağını dile getiren İmrek, şunları kaydetti:

"Bekleme süresi uzadığında risk daha da artmaktadır. Güvenli tüketim için pişmiş besinler, ısılarını kaybetmeye başlamadan hemen yenmesi gerektiğinden bardakta mısır için bu kurala uyulmamaktadır.

Haşlanmış mısırın pişim aşamasından sonra hemen tüketilmesi gerekir ancak bu satışlarda gün boyu tüketim için sıcak tutulduğundan mikropların barınabildiği ve hızla arttığı şartlar oluşmakta, ısıya bağlı olarak çoğalan ve bulaşan mikropların sebep olduğu bağırsak enfeksiyonları, ishal, gıda zehirlenmeleri, tifo, viral hepatit A, malta humması gibi hastalıklar ortaya çıkabilmektedir."

İmrek, Hijyen Konseyi olarak bunun takipçisi olduklarını ifade ederek, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile ilgili diğer kamu kurumlarının ortak denetimler yaparak hijyen kurallarına uygun şartları taşımayan bu gibi satıcıların yasada belirtilen niteliklere uygun hale getirmeleri için yasal işlem başlatmasını istedi.

Mehmet İmrek, önlem alınmaması durumunda mevzuata uygun olmayan yerlerin kapatılması için dava açacaklarını sözlerine ekledi.

10 Mayıs 2014 Cumartesi

Sağlık için çin çayı için,faydaları nelerdir?

Çin çayı diye bir çay duydunuz mu daha önce? Peki bu çin çayı nedir, nelere iyi gelir ve ne gibi faydaları vardır biliyor musunuz? Çin çayı hakkında bir bilginiz yoksa bu makalemizde hepsni öğreneceksiniz hanımlar ve beyler.

Sağlık açısından çok faydalı olan bir çok rahatsızlığa iyi gelen ve tedavi eden çin çayının yararlarını ve nasıl kullanılması gerektiğini sizlerle paylaşıyoruz, buyrun.

Çin Çayının Faydaları

Liu Wei Di Huang Wan patentndeki klasik çin çayındaki bitkisel formüller sağlığa bire birdir. Şeker hastalığı, yüksek kolesterol, düşük adrenal, işitme yoksunluğu, görme zayıflığı, uykusuzluk gibi birçok soruna iyi gelmektedir. Genç ya da yaşlı farketmez herkese faydalarını gösterir. Yavaş büyüyen gelişmemiş çocuklarda başarılı bir şekilde yardımcı olarak hızlı büyüme ve gelişmeyi sağlar. Bu formüldeki 6 bitki, kızılağaç köklü melez oğul otu, Dioscorea sap kökü, yabani kızılcık, şakayık, Poria Cocos mantarı, Alisma plantago aquatica kök sapından oluşur.

Böbrek ve karaciğer yetersizliği hastalığında tanı konduğunda bu çay içilebilir, hastalığı iyileştirici etkisi vardır. Kuruyan kafa derisi, tırnak kırılmaları, kuru cilt ve dil sorunlarında da endikedir. Gözlere, diyabet, sırt ve ayak ağrısı, zayıf dizler, aşırı susama, huzursuzluk, baş dönmesi, geze terlemeleri, sık idrara çıkma ve idrarda yanma, koyu lekeleri tedavi edici bir Çin tıbbi formülüdür. Yaşlanmaya bağlı sorunlar, stres, ateş sorunlarını yatıştırır, hayati sıvıları kontrol eder.

Bu çay, lenfositlerin sayısını artırır ve sitokinlerin üretimini düzenler, böylece vücudun bağışıklık fonksiyonları düzenlenmiş olur. Seks hormonlarının üretimini artırırken, enfeksiyon önleyicidir, adrenal kortesk hormonlarını düzenler. Kan şekeri seviyesini azaltır, diyabet için süperoksit dismutaz (SOD) aktivitesini arttırır. SOD vücuttaki serbest radikalleri ortadan kaldıran ömür uzatan bir enzimdir. Doğal enerji sağlayan bu ilaç bazı ilaçlarla kullanılmamalıdır.

Etkileşim : Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsun

Bu İçerik Hakkındaki Görüşünüz