Tayyip Erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tayyip Erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Utanmazlığın resmini yapabilir misin Abidin?

Erdoğan, dünkü grup konuşmasında birçok ismi ve Alevi yurttaşları hedef aldı. Hüseyin Aygün, Erdoğan’a ‘Çağımızın Muaviyesi’ diyerek yanıt verdi. Erdoğan’a verilen Soma tablosu tepki çekti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP grup toplantısında konuştu. Erdoğan, yaptığı konuşmada yine toplumu gerecek sözler sarfetti. Başbakan Erdoğan’a TBMM’deki konuşmasının ardından madencilerle birlikte görüldüğü bir tablo hediye edildi. 2012 Temmuz’unda da Başbakan Erdoğan’a Ak Parti Van İl Kongresi’nde depremin simgesi olan Yunus Geray’ın fotoğrafı verilmişti. Erdoğan’ın konuşmasında satır başları şöyle:

MEVZUYU HALA ‘ANLAYAMADI’
»İstanbul’da Gezi Parkı’nda başlayan eylemler. Neymiş? Ağaçlar sökülüyormuş. Düğmeye basılıyor, legal illegal örgütler huzuru bozacak bir noktaya bu işi ulaştırıyorlar. Huzur istikrar ve ekonomi hedef alınıyor. Her gün sokaklarda şiddet vandallık görüntüsü. Ortada herhangi bir şey yok. Tek gerekçeleri ne? 12 tane ağaç.

SOMA’DA BİLE ‘ALEVİLER’ DEDİ
»Okmeydanı’nda eli kanlı terör örgütünün (DHKP-C) dışarıdan desteklenmediğini söyleyecek olan var mı? O malum Tunceli milletvekili başta olmak üzere CHP vekilleri o örgütün vekilleri gibi davranıyorlar. CHP Alevi vatandaşlarımızın duygularını istismar etmekten, onlar üzerinden çatışma senaryolarını beslemekten başka hiçbir şey yapmamıştır ve yapmaz. Alevi vatandaşlarımın da bu yaşananlardan rahatsız olduğunu biliyoruz. Alevi vatandaşlarım lütfen iki yüzlü siyasetçilere prim vermesinler.

»Biz alevi kardeşlerimizin sorunlarını bir istismar olarak kullanılmasına asla izin vermeyiz. Hızır paşalar asırlar öncesinde kalmıştır. Açılın kapılar şaha gidelim diye, medet arama dönemi de asırlar öncesinde kalmıştır. Türkiye’de kimin ne meselesi varsa o bizim meselemizdir.

»Soma’da yaşananlar. Yahu orada bile Alevi vatandaşlarımızı sağdan soldan toparlayıp Soma’ya getiriyorlar. Niye? Bu defa da Soma’yı karıştıracaklar. Ben buradan Soma’daki maden işçilerine sesleniyorum. Bu CHP’nin bu bölücü terör örgütü yandaşlarının, legal yada illegal örgütlerin oyununa gelmeyin. Sizi bunlar yalnız bırakırlar.

»Yaşanan onca tahrike rağmen, Allah’a sonsuz şükürler olsun bu millet oyuna gelmedi. Bu yetmez, biz yeni Burakcan’ların terörün içine sokulan yeni Berkin’lerin Okmeydanı’nda olaylarda ölen Uğur’ların Ayhan’ların ölmesine yitip gitmesine tahammül gösteremeyiz.

»Bu hafta sonu Almanya’daydım. Oradaki Ali’siz Alevilere miting yapma izni verilmiş. Alınan önlemler başarılı olduğu için hiçbirisi arzusuna ulaşamadı. birgün.net

16 Mayıs 2014 Cuma

Hüseyin Çelik rüyalar aleminde..!

Soma'da Başbakan Erdoğan'ın bir genci tokatladığı o görüntüleri Hüseyin Çelik iddia olarak yorumladı. Yusuf Yerkel'in vatandaşı tekmelediği görüntüleri ise yalanladı.

AKP sözcüsü Hüseyin Çelik, yaptığı basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Çelik, Soma’da dün yaşanan Başbakan Erdoğan ve bir vatandaş arasında geçen kavga için, “böyle bir görüntü var mı? Hayır yok…” dedi. sozcu.com.tr
İŞTE HÜSEYİN ÇELİK’İN ‘ÖYLE BİR GÖRÜNTÜ YOK’ DEDİĞİ GÖRÜNTÜLER



.

14 Mayıs 2014 Çarşamba

İşte RTE'nin madeni.

“Rte'nin anlattığı 1800'lerdeki madencilik ...
Patrona gelince hedef '2023' işçiye gelince '1862' yoruma gerek var mı?

Yalancının mumu!

Yalancının mumu yatsıya kadar yandı!

 Soma’da yaşanan felaketten sonra açıklamalarda bulunan Erdoğan, CHP’nin TBMM’ye sunduğu ve reddedilen araştırma önergesiyle ilgili, ”İçinde Soma adı geçmiyor” dedi ama işin aslı pek de öyle değildi. İşte araştırma önergesini veren CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel’in ve Erdoğan’ın açıklamaları.sözcü

19 Nisan 2014 Cumartesi

Dar bölge seçim sistemi totaliter bir yönetim anlayışı getirebilir!

Dar ya da daraltılmış bölge, seçim sistemini 64 yıl önceye döndürecek. Menderes, 1950'de uygulanan bu sistem ile Meclis’te ezici çoğunluk sağlamıştı.

Başbakan Erdoğan'ın seçim sisteminde dar ya da daraltılmış bölge istemesi, seçim istemini de 64 yıl önceye döndürecek. Dar bölge sistemi, 1950 seçimlerinde uygulanmış, muhalefetin toplam oyları iktidar oylarından fazla çıkmasına rağmen, Adnan Menderes başkanlığındaki Demokrat Parti, Meclis’te tek başına çoğunluğu sağlamıştı. 1950'de DP, yüzde 57.6 oyla 415 milletvekili çıkarırken, CHP oyların yüzde 39.4'ünü almasına rağmen ancak 69 milletvekili kazanabildi.

DARALTILMIŞ BÖLGE
''Daraltılmış bölge'' sistemi ise Türkiye’de 1987 ve 1991 yıllarında ve Turgut Özal döneminde uygulandı. Sistem ile ülke, en fazla 4 ya da 5 milletvekili çıkaracak bölgelere ayrılıyor. 1991’de oyların yüzde 27’sini alan DYP sandalyelerin yüzde 39’unu kazanmış, oyların yüzde 10‘unu alan DSP ise sandalyelerin sadece yüzde 1,5’unu kazanabilmişti. Bu yöntemin uygulanması durumunda halen 85 seçim çevresi bulunan Türkiye’de seçim çevresi sayısı 146’ya çıkacak.

DAR BÖLGE
“Dar bölge” seçim sistemi ise, Türkiye’de 550 ayrı seçim çevresi olmasını öngörüyor. Sistem Türkiye’de de uygulanırsa, seçim çevresinde birinci olan parti adayı veya bağımsız milletvekili seçilecek. 550 seçim çevreli bir model, BDP’nin Adana, Mersin ve İstanbul gibi metropollerden vekil çıkarmasını engelleyecek. MHP’nin milletvekili sayısını da düşürecek. Bu yöntemle AKP, yüzde 45 oy oranıyla TBMM'nin yüzde 70’ine yakın bir çoğunluğuna sahip olabilecek.

18 Nisan 2014 Cuma

Muharrem İnce Erdoğan'a hodri meydan dedi.

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Başbakan’ı Yalova seçimleriyle ilgili YSK’ya talimat vermekle suçlayarak, “Hodri meydan diyorum; istiyorsan gel kendin aday ol. Gel, en güvendiğin adamı gönder, adayını değiştir, kimi yaparsan yap Yalova halkı kavurmaya da, şemsiyeye de prim vermeyecektir” dedi.

CHP PM toplantısı Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında parti Genel Merkezinde devam ediyor.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce ve Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu toplantı devam ederken, Başbakan’ın Yalova seçimleriyle ilgili sözlerine ilişkin gazetecilere açıklamada bulundu. Yalova’daki “şer cephesine” rağmen CHP’nin 30 Mart Pazar günü seçimi aldığını belirten İnce, “İlçe seçim kurulan itiraz ettiler yine aldık, il seçim kuruluna itiraz ettiler yine aldık. Şimdi YSK’ya itiraz ettiler. ‘Kısıtlıdır, oy kullanamaz, zihinsel engellidir’ diye itiraz ettikleri kişilerden birisi, AKP’nin 1217 nolu sandık görevlisi. Yani Başbakan’ın temsilcisi, yani AKP’nin temsilcisi, yani AKP’nin namusunu temsil eden kişi. Bu seçmen kısıtlı değildir kasıtlıdır. ‘Biz işlerimizi ayarlayalım, bu tür engellileri sandığa yazalım, seçimi kaybedersek iptal ettiririz’ mantığı bu” dedi.

-“YSK’YA TALİMAT”-
Başbakan’ın Ağrıyla ilgili iptal edilmiş seçimi konuşurken, Yalova’yla ilgili de bir temenni de bulunduğunu ifade eden İnce, şöyle devam etti:
“İnşallah, Yalova’da da iptal olacak, 1 Haziran’da seçim yapacağız’ diyor. Bu bir temenni değildir, bu bir talimattır. Başbakan’ın Türkiye’de yargıya nasıl hükmettiğini, yasamayı nasıl kontrol ettiğini, Türkiye’de nasıl bir tek adam olduğunu, onun onayı, izni olmadan yargı kararlarının oluştuğunu herkes biliyor. Başbakan’ın Yalova’yla ilgili verdiği bu temenni, bu dilek aslında YSK’ya doğrudan bir talimattır, ‘Burayı iptal edin’ demektir. Başbakan’a sesleniyorum, devletin, belediyenin, valiliğin bütün kullandınız, elinizden ne geliyorsa her şeyi yaptınız, buna rağmen sizi Yalova’da yendik. Eğer YSK bu talimatını yerine getirirse sana hodri meydan diyorum; istiyorsan gel kendin aday ol. Gel, en güvendiğin adamı gönder, adayını değiştir, kimi yaparsan yap Yalova halkı kavurmaya da, şemsiyeye de prim vermeyecektir. Yalova halkı hukuksuzluğu da boyun eğmeyecektir. Senin talimatlarına da diz çökmeyecektir.”

-“PERİŞAN EDERİZ, 15 PUAN DAHA FAZLA ALIRIZ”-
Yalova üzerinde oynana bu oyundan gerçekten utanıyorum. Bir ülkenin Başbakanı bir butik ilin üzerine bu kadar oyunlar oynamasına şaşırıyorum, şaşkınım. Ama biz de kararlıyız, Yalova halkı da kararlı. Biz Yalova’daki mücadeleyi sadece CHP seçmenleriyle yapmadık, AKP’ye oy veren yurttaşlarımız da bu yolsuzluk düzenine ‘dur’ demek istedi, MHP, BDP, DSP, SP’ye oy veren pek çok yurttaşımız bize oy verdi. Çünkü Yalova’daki kumpasın farkındalardı. Biz bu başarıyı, eğer YSK Başbakan’ın talimatını dinlerse, iptal ederse haksızlık yaparlar. Belediye Başkanımızın elinden bunu zorla, baskıyla almış olurlar. Ama biz her şeye hazırız. YSK, Başbakanın dediğini yaparsa emin olun ki 1 Haziran’da bunları perişan ederiz, 15 puan daha fazla alırız.”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu da, Başbakan’ın bugünkü açıklamalarının “adli görevini yapanları etkileme suçu” olduğunu belirterek, “30 Mart’ta Cumhuriyet tarihinin en şaibeli seçimi yapılmıştır ve YSK bu seçimi yönetemedi. Temennimiz YSK’nın adil davranmasıdır. Yönetememiştir ama hiç olmazsa bu son dakikada adil davranmalıdır” dedi.

11 Nisan 2014 Cuma

Şok ifade "Adi Diktatör"

Türkiye devletinin, Suriye'de geçen yaz sivillere karşı kimyasal silah kullanmasıyla bağlantılı olduğu iddiasını Independent yazarı Robert Fisk de kaleme aldı.

Orta Doğu muhabiri Fisk, ABD'li gazeteci Seymour Hersh'in aktardığı tıklayın iddialara göndermede bulunduğu makalesinde, Şam yakınlarında kullanılan kimyasal malzemenin Suriye rejminin cephaneliğinde bulunmadığı iddiasını tekrarlıyor.

Fisk'in tartışalacak Independent gazetesindeki yazısını BBC Türkçe Servisi derledi. Fisk'in Erdoğan için kullandığı 'tin-pot' ifadesinin Türkçe karşılığı ise, "değersiz", "beş para etmez", "aşağılık" anlamına geliyor.

Fisk ayrıca, Türkiye'nin Suriye'deki savaşa karışmayı sürdüreceğini vurgulayarak, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Milli İstihbarat Teşiklatı Müsteşarı Hakan Fidan'ın aralarında olduğu yetkililerin Suriye hakkındaki görüşmelerini içerdiği belirtilen ses kaydına atıf yapıyor.

İngiliz gazetecinin makalesi, "Erdoğan: Model güçlü adamdan adi diktatöre" başlığını taşıyor.

TÜRKİYE VE SARİN İDDİASI

Fisk, "Öyleyse başka bir Orta Doğulu 'güçlü adam' adi (ve tehlikeli) bir diktatöre mi dönüştü? Veya muhafazakâr, aklı başında bir demokrat birden gerçek rengini mi gösterdi?" sorusunu sorduktan sonra, Erdoğan'ın "Arap uyanışı" sırasında devrimcileri desteklediğini hatırlatarak şöyle diyor: "Kim eski Osmanlı bayrağının -veya şimdiki Türk versiyonunun- bir ked daha Gazze ve Mısır'daki Arap evlerinin üzerinde gururla dalgalanacağına inanırdı?"

Yazar sözü, Osmanlı Ermenileri'nin yaşadığı Suriye kasabası tıklayın Keseb'de geçen hafta halkın yerinden edilmesine getirerek, kasabanın Suriye rejimine karşı muhaliflerin silahlandığı Türkiye sınırının hemen yakınında olduğuna dikkat çekiyor.

Suriye rejiminin, geçen Ağustos ayında Şam'ın Guta semtinde onlarca sivilin ölümüne yol açan kimyasal silahın Türkiye üzerinden getirildiği ve saldırının amacının Batının stratejik silahlarını Suriye hükümetine çevirmesi olduğu iddiasını hatırlatan Fisk şu ifadeleri kullanıyor:

NUSRA SUÇLAMASI

"Independent Suriye'deki saldırıları soruşturduğunda Rus kaynaklar, kimyasalların Esad'a satılmadığını belirtti. Bunlar Moskova tarafından Libya'daki eski Kaddafi rejimine satılan stoklardan geliyordu."

"Suriye ordusu subayları ve Esad'a yakın bir isim de, ABD ve müttefikleri gaz saldırısı nedeniyle rejimi suçlamakta ısrar edince bana, sarin gazının Türkiye'nin bir bölümünden Suriye'nin kuzeyindeki isyancılara taşındığına ilişkin resmi kanıta kulak asılmamasından şikayet ediyordu. Sürekli olarak, Türkiye'nin güneyinden, yerel polis tarafından sarin olarak tanımlanan kimyasal madde taşımakla suçlanan 10 El Nusra adamı hakkındaki 130 sayfalık Türk iddianamesine atıf yapıyorlardı. Doğru söylüyorlardı. Grubun elebaşı Haytam Kassab, Türk savcısının 25 yıl hapis cezası istediği mahkemeye çıkarıldı ve daha sonra 'yargılanmak üzere' serbest bırakıldı. Hepsi ortadan kaybolurken, Türkiye'nin Moskova büyükelçisi tutuklamaları gözardı ederek -neredeyse Saddamvari bir kanaatle- 'sarin'in 'antifriz' olduğunu iddia edecekti."

KİMYASALLARIN SURİYE ORDUSUNUN CEPHANELİĞİNDEN ÇIKMADIĞINA İNANIYOR

Robert Fisk, aynı yöndeki iddiaları makalesinde dile getiren ve eski arkadaşı olan Seymour Hersh'in adı belirsiz "yetkilileri" ve "uzmanları" kaynak olarak belirtmesine serzenişte bulunuyor.

Rosert Fisk'den Erdoğan için çok ağır sözler

Buna karşın, Hersh'in dile getirdiği, Guta'da kullanılan materyallerin bir İngiliz laboratuvarında incelenmesinin ardından ABD ve İngiltere yönetimlerinin, kimyasal malzemenin Suriye ordusunun cephaneliğinden çıkmadığına inandığı iddiasına atıf yapıyor Fisk.

İngiliz gazetecinin bu konudaki yorumu şöyle:
"Hersh'e göre Erdoğan, Amerikalıların Libya'dan Türkiye üzerinden Suriyeli isyancılara silah nakli için 'gizli hat' kurmasına izin vermişti - Sovyetler Birliği'nden Libya'ya sarin nakledilmesi gibi. Hersh, Guta saldırısının meydana gelmesinden sonraki aylar boyunca bu 'gizli hattın' devam ettiğini söylüyor. Aynı zamanda, Türklerin İran ile altın ticareti yapmasına verilen iznin; milyarlarca dolarlık rüşvet parasını, aynı zamanda Erdoğan etrafındaki üst düzey isimlerin eline geçtiği ortaya çıkan yolsuzluk parasını yaratan kârlı girişim."

"Bir Türk gazeteci geçen hafta İstanbul'da bana, Erdoğan'ın -zaten bilinen- çılgınlığının, Şam'daki Guta sarin saldırısının Obama'yı Esad rejimine saldırmaya sevk etmesi beklenirken sonunda öyle olmaması üzerine, gaddarlık düzeyine çıktığını ısrarla anlattı. Eğer Amerikan bombardımanı gerçekleşseydi Türkiye yeni Suriye'de mevki sahibi olacak, bu kadim ülke farz edilen, geniş, Osmanlı tarzı imparatorluğun parçası haline gelebilecekti. Bu işleri çok ileriye götürmek olur."

OBAMA-FİDAN DİYALOĞU

Erdoğan'da "siyasi megalomani izleri" olduğunu söyleyen Fisk, yine Hersh'e atıfla, ABD Başkanı Barack Obama'nın Beyaz Saray'daki yemekte MİT Müsteşarı Hakan Fidan'a "Suriye'deki radikallerle ne yaptığını biliyoruz" dediği iddiasını aktararak makalesini şöyle noktalıyor:

"Türkiye'nin Suriye savaşına karışması, Amerikalılar ne yaparsa yapsın sürecek. Obama isyancıların hem güvenilmez, hem tehlikeli, hem de mağlup durumda olduğuna inanıyor. Fakat YouTube'da yer alınca -ki yasaklandı- Erdoğan'ı çok öfkelendiren bantlardan biri, Türk yetkililerin Suriye'ye kendi saldırılarına bahane ararkenki konuşmalarını aktarıyordu. 'Üzerinde oynanmış' diye haykırdı Türk hükümeti. Hiç kuşkusuz." internethaber

10 Nisan 2014 Perşembe

İşte Polisleri Tutuklayan Hakim'in profili!

Yasadışı dinleme iddiasıyla 6 polisin tutuklanması hakkında karar veren hakim İbrahim Sağır'ın Facebook'ta paylaştığı yazılar kafaları karıştırdı.

Adana'da yasa dışı dinleme iddiaları ile gözaltına alınan 8 polisten 6'sı dün akşam saatlerinde çıkarıldıkları hakimliğini İbrahim Sağır'ın yaptığı nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandı. Polislerden ikisi ise savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı. Tutuklamalara imza atan hakim İbrahim Sağır'ın Facebook sayfasında yaptığı paylaşımlar ise akıllarda soru işaretleri bıraktı.

İŞTE HAKİM İBRAHİM SAĞIR'IN Facebook SAYFASINDAN KALDIRDIĞI O PAYLAŞIMLAR

Başbakan Erdoğan'a sevgisini "Seni seviyoruz Erdoğan" başlıklı bir yazı ile dile getiren Sağır şu paylaşımı yapmış:



Hakim Sağır yerel seçimlerin olduğu gün yaptığı bir paylaşımda ise Ak Parti'nin seçimleri kazanmasını şu sözlerle yorumluyor:



Ak Parti ile Cemaat arasındaki savaşta ise hakim Sağır'ın fikirleri bir başka paylaşımında açıkça görülebiliyor. Sağır bir paylaşımında da adının "Fethullah" olduğunu söyleyen bir gencin ismini değiştirmek istediğini bu şekilde anlatıyor:



HAKİM SAĞIR'IN DÜN ALDIĞI KARARDA HANGİ POLİSLER TUTUKLANMIŞTI

Hakimliğini İbrahim Sağır'ın yaptığı nöbetçi mahkeme dün aldığı kararla, 17 Aralık'tan sonra İstihbarat Şube'den Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcılığı'ndan Sosyal Hizmetlerden ve Polisevi'nden Sorumlu Emniyet Yardımcılığı'na atanan ve daha sonra da Kemal Serhadlı Polis Meslek Yüksek Okulu'nda müdür öğretmenlik yapan İ.B., İstihbarat Şube'den Evrak Arşiv Şube'ye atanan E.Y., 100. Yıl Polis Merkezi Amirliği'nde görevli komiser F.M., İstihbarat Şube'de görevli polis memurları, H.S., A.Ş. ve kısa süre önce emekliye ayrılan A.K.nin tutuklanmasına karar verdi. (Kaynak: Rotahaber)

30 Mart 2014 Pazar

Femen'den İstanbul da seçim protestosu



FEMEN üyesi iki kadın, Başbakan Erdoğan'ın daha önceki oy kullandığı okulda soyunarak eylem yaptı.

FEMEN üyesi iki kadın vücutlarına "Ban Erdoğan" (Erdoğan'ı yasaklayın) yazarak sandık başında eylem yaptı Aktivist kadınlar gözaltına alındı.

26 Haziran 2013 Çarşamba

Kırca Başbakan için ne istedi.

Ünlü oyuncu Levent Kırca, idama karşı olduğunu, Başbakan Erdoğan’ın sonunun Adnan Menderes gibi olacak derken, idam edilmesini kastetmediğini söyledi.

 

Kırca, “Erdoğan’ın sonunun Menderes gibi olması demek illa asılacak anlamına gelmez. Kaldı ki, bu ülkede tesadüfen görsem ki Tayyip Erdoğan’ı asıyorlar ipini çözer ben aşağıya indiririm.” dedi.
Adnan Menderes’in memleketi Aydın’a “İçeridekiler” isimli oyun için gelen Levent Kırca, oyun öncesi gündemi değerlendirdi. Belediye Anfi Tiyatro’da oyun öncesi konuşan Kırca, AK Parti hükümetini kendisini hedef göstermekle suçladı ve kendisinin sarhoş gibi lanse edilmesine tepki gösterdi. Levent Kırca, “Hayatımda bir tek sigara içmedim, bir tek içki içmişliğim de yok, adımı sarhoşa çıkaran da bunlar. AK Parti'nin Kırca’yı istememiş olmasında şaşılacak bir şey yok. AK Parti Kırca’yı istiyor deselerdi şaşırırdım. AK Parti’nin başına bir şey mi düştü derdim. AK Parti'nin beni istemiyor olması bir şereftir. Bir onurdur. AK Parti'nin istediği insanları ve başlarına gelenleri görüyoruz.“ şeklinde konuştu.

AK Parti’nin finalini oynadığını, ülkeyi bölmeye çalıştığını ve hukuku da işlemez hale getirdiğini iddia eden Kırca, Başbakan Erdoğan'ın sonunun da Adnan Menderes gibi olacak derken, asılacak anlamında değil, sadece hükümetin yıkılışı anlamında söylediğini belirtti. Askeri darbelere ve idamlara karşı olduğunu ve Başbakan’ı asmak isteseler önce kendisinin karşı çıkacağını belirten Kırca şöyle konuştu: “AK Pati finaline oynuyor. Kendi sonunu hazırlıyor. Askeri darbelere ölüm cezalarına karşıyız. İdamın kaldırılması için eylem yapanların başındaydım. Hükümet hukuku, adaleti ayaklar altına almış. Hukuku yandaşlaştırmışsa, işlemez hale getirmişse bunu tarihimizde Adnan Menderes ile özdeşleştiririz. Nedeni Adnan Menderes de hukukun yetkilerini almıştır. Adnan Menderes zamanında hukuk işlemez hale gelmiştir. O hükümet yıkıldı. Başbakan Erdoğan’ın sonu Adnan Menderes gibi olacak derken, benzeyecek derken, sadece hükümetin yıkılışı anlamında söyledim. Adnan Menderes’in idamıyla başka konu eşleştirmesin. Bir hükümetin demokratik şartlarla yıkılmasından söz ediyorum. Hayatımda bir tek sigara içmedim, bir tek içki içmişliğim de yok, adımı sarhoşa çıkaran da bunlar. Erdoğan’ın sonunun Menderes gibi olması demek illa asılacak anlamına gelmez.

Kaldı ki, bu ülkede tesadüfen görsem ki Tayyip Erdoğan’ı asıyorlar ipini çözer ben aşağıya indiririm. Çünkü ölüm kahraman yaratır. Bugün birisini öldürseniz o insan kahraman olur. Kim neyse biz onun o haliyle ortaya çıkmasını isteriz. Biz insanları durup dururken kahraman yapacak kadar geri zekalı da değiliz. Hiçbir insanın ölmesini istemeyiz. Beni hedef gösterip de benim üstüme de geleceklerse bilsinler ki ben de sapına kadar müslümanım. Yani, beni dinsiz gibi göstermenin de bir şeyi yok. Ben duamı ederim. Bismillah diye evimden çıkarım. Duamı etmeden de sahneye çıkmam. Allah’ına kadar da devrimciyim. Allah’ına kadar da bu günkü hükümetin yıkılması gerektiğini biliyorum. Bu hükümet bu ülkeyi bölme parçalama çabası içerisindedir. Ben onlardan değilim. Ben Atatürkçüyüm, ben Cumhuriyetçiyim, Müslümanım elhamdülillah. Kimsenin burnunun kanamasını istemiyorum."

Etkileşim : Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsun

Bu İçerik Hakkındaki Görüşünüz